beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort seks hikayesi
Bugun...
SON DAKİKA

Ahmet Sağlam: Sanayideki Maliyet Kıskacı Üretimi Zayıflatıyor Türkiye Gerçek Krizle Yüzleşmelidir

Tüketici enflasyonuna odaklanan resmi söylemlerin üretici fiyatlarındaki baskıyı gizleyemediğini belirten Anahtar Parti Balıkesir İl Başkanı Ahmet Sağlam, Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele söylemlerine rağmen sanayi cephesinde çok daha kırılgan ve tehlikeli bir tablonun ortaya çıktığını ifade etti.
facebook-paylas
 Tarih: 21-04-2026 19:18:43

Ahmet Sağlam: Sanayideki Maliyet Kıskacı Üretimi Zayıflatıyor Türkiye Gerçek Krizle Yüzleşmelidir

Sağlam, sanayi sektörünün enerji, kur, finansman ve girdi maliyetleri altında ezildiğini, bu baskının yalnızca üreticiyi değil gecikmeli de olsa toplumun tamamını etkileyen yapısal bir soruna dönüştüğünü vurguladı.

TÜFE GÖRÜNTÜSÜ SANAYİDEKİ DERİN BOZULMAYI GİZLEYEMİYOR

Anahtar Parti Balıkesir İl Başkanı Ahmet Sağlam, Türkiye’de enflasyon tartışmalarının eksik yürütüldüğünü belirterek, tüketici fiyatlarındaki görünüm üzerinden yapılan değerlendirmelerin sanayi sektöründeki ağır bozulmayı perdelemeye yetmediğini söyledi.

Ahmet Sağlam, “Türkiye’de enflasyon sadece talep kaynaklı değildir. Asıl ağırlaşan sorun, maliyet itişli enflasyondur. Sanayi üretiminde kullanılan enerji, ithal hammadde, ara malı, finansman ve lojistik giderlerindeki artış üretici fiyatlarını yukarı çekmekte, bu baskı belirli bir gecikmeyle tüketici fiyatlarına da yansımaktadır. Hükümet, TÜFE’de sınırlı bir yavaşlama görüntüsünü başarı gibi sunarken, ÜFE cephesindeki alarm verici tabloyu geri plana itmektedir” ifadelerini kullandı.

Sağlam, TÜİK verilerine göre 2025 yılında sanayinin alt sektörlerinde yıllık fiyat artışlarının yüksek seyrini koruduğunu, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 32,28, imalat sanayiinde yüzde 29,43, su temininde ise yüzde 38,25 düzeyinde artış yaşandığını hatırlattı. Ana sanayi gruplarında da ara mallarında yüzde 25,84, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 30,45, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 31,95, enerjide yüzde 27,78 ve sermaye mallarında yüzde 27,18 artış yaşandığını belirten Sağlam, bu verilerin üretim zincirinin her halkasında maliyet baskısının ağırlaştığını açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.

SANAYİCİ KUR FAİZ ENERJİ VE DARALAN TALEP ARASINDA AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR

Anahtar Parti Balıkesir İl Başkanı Ahmet Sağlam, üretici enflasyonunun ekonominin geleceğine dair çok önemli bir öncü gösterge olduğunu vurgulayarak, sanayicinin daha üretim aşamasında ciddi bir yük altında kaldığını ifade etti.

Ahmet Sağlam, “Kur yükseldiğinde ithal girdiye bağımlı yapı nedeniyle maliyetler derhal artıyor. Enerji fiyatları yükseldiğinde sanayi nefes alamıyor. Faizler arttığında işletme sermayesi yükü büyüyor. Talep zayıfladığında ise firmalar bu maliyetleri satış fiyatlarına tam yansıtamıyor. Sonuçta üretici hem maliyet altında kalıyor hem de kâr marjını kaybediyor” dedi.

Türkiye sanayisinin kur geçişkenliği, enerji bağımlılığı, ara malı maliyetleri ve finansman yükü nedeniyle çok katmanlı bir baskıyla karşı karşıya olduğunu kaydeden Sağlam, özellikle enerji alanındaki dışa bağımlılığın sanayi enflasyonunu daha da kırılgan hale getirdiğini söyledi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında jeopolitik gelişmelere bağlı yaşanan artışların üretim maliyetlerini ağırlaştırdığını belirten Sağlam, yüksek faiz politikasının da talebi baskılarken aynı anda üretim maliyetlerini artırdığını ifade etti.

YÜKSEK ÜFE DÜŞEN ÜRETİM VE ERİYEN KÂR MARJLARI SANAYİSİZLEŞME RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR

Anahtar Parti Balıkesir İl Başkanı Ahmet Sağlam, yalnızca talebi baskılayan para ve maliye politikalarıyla enflasyonun kalıcı biçimde düşürülemeyeceğini vurgulayarak, 2005 ile 2025 dönemindeki TÜFE ve ÜFE verilerinin Türkiye’de enflasyonun büyük ölçüde maliyet kaynaklı olduğunu gösterdiğini belirtti.

Sağlam, “Türkiye’de 2005-2025 dönemine bakıldığında özellikle 2017 sonrasında ÜFE ile TÜFE arasındaki ayrışmanın belirginleştiği görülmektedir. 2020-2022 döneminde ise şok boyutunda bir maliyet geçişkenliği yaşanmıştır. 2023-2025 döneminde ÜFE geriler gibi görünse de geçmişten biriken maliyetler ve bozulmuş fiyatlama davranışları nedeniyle TÜFE üzerindeki baskı sürmektedir. Bu tablo bize açıkça şunu göstermektedir. Türkiye’de enflasyon büyük ölçüde maliyet itişli bir karakter taşımaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Sanayi enflasyonunun yalnızca fiyatlar genel düzeyini bozmadığını, aynı zamanda üretimi, yatırımı ve istihdamı da aşındırdığını kaydeden Sağlam, 2025 yılı itibarıyla toplam sanayi üretiminde yıllık ortalama yüzde 2,1, imalat sanayiinde ise yüzde 2,7 daralma görüldüğünü belirtti. Bu durumun üretim tarafındaki sıkışmayı açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Sağlam, firmaların maliyet artışlarını nihai fiyatlara tam yansıtamadığını, bunun da kâr marjlarını daraltıp yatırım kararlarını ertelediğini söyledi.

Ahmet Sağlam, “ÜFE yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde seyrederken sanayi üretiminin daralıyor olması, firmaların maliyet artışlarını nihai fiyatlara tam yansıtamadığını göstermektedir. Bu da kâr marjlarının daraldığı, bilanço baskısının arttığı, yatırım kararlarının ertelendiği ve üretimin kısıldığı anlamına gelir. Yani ekonomi yalnızca enflasyonla değil, aynı zamanda sanayisizleşme riskiyle de karşı karşıyadır” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN ÇIKIŞI ÜRETİMİ ÖNCELEYEN YENİDEN SANAYİLEŞME STRATEJİSİDİR

Anahtar Parti Balıkesir İl Başkanı Ahmet Sağlam, Türkiye’de son on yılda sanayinin milli gelir içindeki payının zayıfladığını, üretim ekonomisinden uzaklaşmanın orta ve uzun vadede büyük bir risk oluşturduğunu belirtti. Sanayinin 2014 yılında yaklaşık yüzde 28 seviyesinde olan GSYH payının 2025 yılında yüzde 19,3’e kadar gerilemesini son derece çarpıcı olarak değerlendiren Sağlam, İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verilerinin de bu bozulmayı teyit ettiğini, Mart 2026’da PMI’ın 47,9’a gerileyerek son beş ayın en düşük seviyesine indiğini ve yeni siparişlerle ihracat siparişlerinde yavaşlamanın keskinleştiğini hatırlattı.

Açıklamasının sonunda Türkiye’nin ihtiyacının güven veren, üretimi önceleyen ve yeniden sanayileşmeyi esas alan bir ekonomi programı olduğunu vurgulayan Sağlam, alternatif enerji yatırımlarının, yerli ara malı üretiminin güçlendirilmesinin, verimlilik artışının, seçici kredi mekanizmalarının, ihracat finansmanının ve öngörülebilir kur politikasının artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Ahmet Sağlam, “Yüksek finansman maliyeti, enerji bağımlılığı, döviz kuru baskısı, ithal girdiye dayalı üretim yapısı ve düşük verimlilik sanayi enflasyonunu beslemekte, sanayi enflasyonu da tüketici enflasyonunu yeniden yukarı çekmektedir. Toplum büyük bedeller öderken hükümetin 2026 yılı için öngördüğü enflasyon hedefinin gerçekçi olmadığı ortadadır. Türkiye’nin ihtiyacı, güven veren bir ekonomi yönetimi ve yeniden sanayileşme stratejisidir. Anahtar Parti olarak üretimi, yatırım ortamını ve sanayinin rekabet gücünü esas alan katılımcı girişimcilik modelini savunuyoruz. Türkiye ancak yeniden sanayileşerek, yüksek katma değerli üretimi büyüterek ve ekonomik güveni yeniden tesis ederek bu darboğazdan çıkabilir” ifadelerini kullandı.

Etiketler

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER GÜNDEM Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI