|
Tweet |
MUHALEFET YAPISI GÜVEN ÜRETMELİ
Anket sonuçlarının tek başına belirleyici olmadığını ifade eden Çevik, seçmenin sandıkta güven ve istikrar aradığını dile getirdi. Türkiye’de mevcut iktidarın karşısına çıkacak alternatifin toplumun geniş kesimlerinden destek alabilecek bir siyasi zemine oturması gerektiğini belirten Çevik, “Siyaset sadece rakamlarla değil, güvenle kazanılır” dedi.
Kendisinin sağ gelenekten geldiğini, ülkücü camiada yetiştiğini ve İslami değerlere sahip bir anlayıştan beslendiğini belirten Çevik, buna rağmen cumhuriyet, demokrasi ve temel hak ve özgürlükleri savunduğunu vurguladı.
“Ben laikliği, insanların inançlarına müdahale etmek olarak görmüyorum. Laiklik; herkesin inancını özgürce yaşayabilmesidir” diyen Çevik, parti yapılarında farklı dünya görüşlerine sahip insanların bir arada bulunmasının doğal olduğunu söyledi.
PARTİLER ÜSTÜ AHLAK VURGUSU
Yerli ve Milli Parti’nin farklı siyasi ve ideolojik geçmişlerden gelen insanları bir arada barındırdığını ifade eden Çevik, önemli olanın etiketler değil, ahlaki duruş olduğunu dile getirdi.
“Ben artık ‘Bu parti çok iyi, bu parti çok kötü’ anlayışını geride bırakmış biriyim. Bir partide ne kadar düzgün, ahlaklı insan varsa o parti o kadar başarılı olur. Toplumla bağ kuran, halka inen siyaset kazanır” dedi.
Siyasetin temelinde karşılıklı güven ve saygının olması gerektiğini vurgulayan Çevik, “Siz vatandaşa iyi davranırsanız, vatandaş da size iyi davranır. Güven tek taraflı olmaz” ifadelerini kullandı.
Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, Türkiye’nin kutuplaşma yerine ortak değerler etrafında buluşan bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyduğunu, bu ortak değer; fıtrat ahlakı üzerine kurulu insanı insan yapan temel değerleri baz alan hukuki, ekonomik, eğitim normlarıdır, yani insanın insanca yaşamasını, teknolojininde hızla geliştiği dünyada göz önüne alınarak ele alınması olduğudur, kültürler, inançlar, adetker,mezhepler insani değerlere ve bu temelle olan hukuka aykırı olmaması da asıl bir insani değer olduğu bilinmelidir.. Çocuk kanı içen, fakir ülkelerde veya kendi ülkelerinde bi şekilde ayartılan , kaçırılan kimsesiz bırakılıp her türlü taciz, işkenceye maruz bırakılan çocuklarımız, kadınlarımızın ne olduğunu gördüğümüz bu asırda, güya hukuka saygılı, medeni dediğimiz ülkekerde sapkın olan insanlık suçu olan dini ayin ve ritüellerin de hukuka uygun, insan hakları olduğunu kabul edecek miyiz ?? Bunların hepsini düşündüğümüzde, bir inanç, kültür içinde ahlaklı yaşayan toplumda münferit şekilde olan suçları, bu dünya çapındaki sistematik ve bir inanç değeri olarak ve hatta bunu, en göz önünde olan devlet yetkililerince, sanatçı, siyasetçi işadamları, hatta bilim adamlarının da bulunduğu ve hatta Budist, Yahudi, Hristiyan vs öndeki din adamlarınında bu işler içinde olduğunu görmek insanı ürpertmekte ve bazı yurt, okul, vakıflardaki münferit suçları gören kanun adamlarının gerek ülkemizde, gerek başka İslam Ülkesi' nde , ya da insanca yaşayan demokratik bazı ülkelerde şiddetle cezalandurıldığına şahit olmaktayız..Yani, bir tane böyle bir taciz, tecavüz, çocuk kaçırma vs suçtur ve cezasj vardır, buna rağmen böyle bir şey olduğunda toplumsal infialle karşılanmakta olduğunu görmek bile bu toplumun, son zamanlarda gördüğümüz sistematik kabul gören, hem de buna dini kisve takan güya batının en gelişmiş ülkelerinin önderlerinin tecavüz kabusuna karşılık, bizim gibi bakan toplumların ne kadar infial edeceğini bilmek insani değerlerin hala dünyada çoğunlukta olduğu memnun edicidir.. Yani, gerek bizde veya gerek başka ülkelerde öyle münferit suçlara ceza veren toplumlarla, bu sistematik tecavüzü ,çoçuk kaçırma,işkence yapmalarını ve bile bile ciddi hiçbir doktor kararı olmadan çocukların isteği varmış olarak kabul eden ve çocukları LGBT' ye özendirip buna dünya çapında finans sağlamaya çalışan örgütleri bir tutmak ve daha bilmediğimiz genetik, DNA yapılarını bozarak nasıl bir biyolojik insanlık suçları işlediklerini de bilmediğimiz bu insanların karşısında ikisini aynıymış gibi ele almak insafsuzlıktır..Biliyoruz ki siyaset ve muhaliflerde bu suçlar kıyamete kadar sıfırlanamaz, ama ceza da devamneder, ama bunu yinede siyasal çıkar için ülkemiz maalesef ele almakta, meseleyi başka boyutlara çekmektedirler ki bu çok büyük akıl tutulmasıdır..
Eskiden gelen çocuk evlilikleri dahi sosyolojik bir zırunluluk olduğunu, çok azalsa da yavaş yavaş bittiğini gördüğümüz ve bildiğimiz halde, hala bu konularla; ABD, İsrail ve bazı Avrupa Ülkelerinde olan kabuslarla bir tutulması ya art niyet, ya da tarih ve sosyoloji cehaletinden başka bir şey değildir.. Genel de bu zulümleri çok şımarmış her ülkenin zengin ve yüksek kademede olup başındönenlerce olduğu ve bu nedenle Arap Petrol Şeyhleri, yöneticilerininde bu işe karışmalarını bu merkezde değerlendirip, onlarıda Müslümanlara genellememek lazım ki nasıl biz bundünya çapındaki kabusu bütğn ABD,Avrupa halkına şamil kılmadığımız gibi..!
İşte bu temel fıtratvaklakı eksenli kiciddi uluslararası bir hukuk konseyinin kurulması gerekirken, bizim kendi toplumumuzda her şeyi siyasi bir malzeme yapıp, bir kültür,veya vakıf, veya çocuk yurdunda, böyle münferit bir suçla ki o da şiddetle cezalandırılıyor, bir tutmak kendi toplumuna, dinine, ahlakına, kültürüne açık bir ihanetle genelleme yapanlar artık bu büyük zulümleri gördükten sonra susmalılar.. Çocuk evlilikleri de suçtur, ama bu suç olmasına rağmen, bu dahi ABD,İsrail vs yerlerde sistematik ve tecavüzü, işkenceyi özellikle beş yaşında hatta daha küçük çocuklara uygulayarak yapmakla asla kıyaslanamayacak kadar aşağılık bir dini anlayıştır..
Yani demem o ki, münferit veya bir kaç kişinin suç işlediğini ve karşılığında ceza alacağını bilerek yaptığı rezaleti, yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ya çocuk,ya genç yaşta işlenmiş veya sapkın, psikolojisi bozuk büyük yaştaki kimsenin yaptığı rezaletlerdir ve kanunlarımız ne emrediyorsa o ceza uygulanmakta iken, dünya çapında bilinçli,sistematik ve hatta bazıları bunu bir dini ayınmış gibi göstermesi açık bir suç, insan hakları ihlali görmek gerektiğini belirterek, toplumumuzdaki güzel değerleri,ahlaki değerleri hiçe sayan ve gençleri hayasızlığa sürükleyici, özendirici uyuşturucu, alkol, fuhuş, kumar vs gibi alışkanlıklara özendirici her türlü görüntü, tarz, aşırı absürt çıplaklığı,teşhirciliği özendiren giyim, eğlence gibi sunulan saptırmaya ön ayak olucu her şeyi ortadan kaldırılması ve buna finans, personel sağlayanlarında cezalandırılması bir gerekliliktir..
Yani uluslararası bu fıtrat ahlaklı temelli yaşamına insanlığı çekmeyi tavsiye eden normlara ,eğitimlere karşı çıkmak bir siyasi bakış değil, bir kültür, inanç değil ahlaksızlıktır, bunu anlatmaya çalışmaktayım..
Yani, bu tip ahlaksızlıkları bir eğlence veya inanç , düşünce biçimi kabul edip bütün inanç,fikir,felsefelere karşı saygılıyım, demek bence insan hakları ve hukuka tamamen zıt olmaktır, bu bir siyaset değildir, diyorum, bunun haricindeki ,insana zarar vermeyen inanç ve kültürlere karşı elbette laiklik çerçevesinde yaklaşmak asıl bu olduğunu bilmek gerekir..
Maalesef İslam dünyasında özellikle petrol sahibi Arap Ülkeleri, ya da bizim güçlü şirket sahipleri, finans kuruluşları en azından kendilerine yakın ülkelere çocukların eğitim süresince, gençlerin iş bulabilme sürecinde bir finans yardım kuruluşu devletlerin ortaklık içinde sağlamaları olsaydı, belki aileler zorlanmayacak, çocuklar daha sağlıklı, özenmeden, rahat eğitim ve iş imkanlarına kavuşmuş olacaklardır..Çünkü ayartılıp kaçırılan, hatta ailelerce iyi bir fırsat diye bursları kabulmedip ,aslında satılan çocukların bu felaketlere düşmesinin en büyük nedeni ekonomik yetersizlikler olduğunu unutulmamalıdır..
İşte gerek bahsettiğimiz temel fıtrat anlayış temelli anlayışlar ve maddi makul devlet gözetimindeki imkanlar sağlandıktan sonra bu temel fıtrat üzerinden, psiko-sosyal ve pedegojiyi göz önüne alarak çocuklarımıza eğitim vermeyi ve hiçbir şeyi siyasal rantımıza kurban etmeden yürütmeyi isteyen toplumsal birliğe, yeniden barışa,kardeşliğe doğru yürüyen bir büyğme, dingin bir hareket başlatmış olacağız..
Yani, bir tarafta fıtrat ahlakına,yani insan temel haklarına aykırı yaşam veya bu olumsuzluklara doğru küçük veya büyük özendirmeler, ya da imlansızlıktanndüşülmeler, diğer taraftan fıtrat ahlakını savunan muhakelet olamaz, burada anlaşmak imkansızdır..Önce bütün toplumlar burada anlaşmalılar..Bu ilericilik, bu gericilik denilecek şey değil bu temel ahşak fıtrat anlayışı..Bu bütün insanlığı insan uapacak özelliktir, olmazsa olmazdır, insan için..
Yani, ortak müşterekler derken; en başta fıtrat ahlakı taşıyan ve sonra diğer inanç,kültürel, örf,adet veya felsefi, fikirsel düşünceler vs gelmelidir ki, bu ortak müştereklerimiz olsun, diyorum..Yoksa, her konuda ortak fikir daima sağlamak mümkün olmayabilir..Ama temel fıtrat ahlakı ki , kimisi buna Adem' i din temelleri demekte, kimisi insan hakları demekte ki, nuanslar/ küçük farklar olsa da genelde aynı insani ahlak temelleridir..
İşte bu temel anlayışlarda yeniden aklımızı başımıza alıp, aile dahil, kurumsal yerlerde, bu temel faktörler göz önüne alınarak iş tutulursa işte o zaman ilim, bilim, cumhuriyet, demokrasi, insan hakları,sosyal, siyasal yaşam daha aklı başında ele alınarak gelişme anlamında büyük bir değişimin olacağı, ancak böylece toplumsal güveni yeniden tesis eden bir yaklaşım olacağını bilmemiz ve o zaman huzur ve sükunun, adaletin, merhametin ne olduğunu daha iyi anlamanın mümkün olacağını, aksi halde temelden ayrışan yapılarda, siyasal istikrarın mümkün olamayacağını belirtirken, başta bizim ülkemizde eskiden beri gelen zıtlaşma sorunlarının, dış istihbarat ve küresel sömürme haricindeki sıkıntıların ve uzlaşamamanın sebebinin bu olduğu işte bu vahim bir durumdur ki, o da her türlü değer, fikir, ideoloji, hatta dini ve milli değerleri dahi slogan ve siyasal malzeme yapıp istismar edilmeyen hiçbir bir değerin gittikçe kalmayacağını getirmektedir. Maalesef bu istismarı sadece iktidarda görmek çok yanlış ki zaten muhalefet iktidar olmadan istismar edeceği şey yok, ama iktidar olmak için her kılığa girebilmekte, bol keseden bütün en güzel, olumlu şeyleri sallamakta mahirdir..İşte bu muhalefet bu halini düzeltmeden, belki eleştirdikleri iktidar yerine geçseler, daha da kötüye giden, çürüyen bir ahlakı devam ettireceklerinden korkmaktayım, diyerek sözlerini tamamladı..