|
Tweet |
Başkan Oktay Vural mesajında şunları söyledi:" 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve binlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan depreminin üzerinden tam 1 yıl geçti. Ülkemizin hafızasında acı sayfalardan biri olarak yerini alan bu büyük depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm hemşehrilerimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Bütün zor ve acılı günlerde olduğu gibi bu felaketten sonra da milletimiz birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmiş, yaraların sarılması ve şehrimizin yeniden yapılanma çalışmaları için olağanüstü bir gayret göstermiştir. Depremin meydana getirdiği hasar ve acıların felaketten sonra sergilenen dayanışma ruhuyla kısa sürede giderilmesi elbette önemlidir.
Depremden bu yana 1 yıl geçmiştir. 1 yıl önce 31 Mart'ta Sayın Cumhurbaşkanı 318 bin konutun 1 yıl içinde biteceğini ifade etmişti. Maalesef Cumhurbaşkanı bu sefer de yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslim edileceğini ifade etmektedir. Bugüne kadar doğrudan teslim edilen konut 46 bindir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre projelendirip ihalesi yapılmış konut sayısı 114 bindir. Bunların fiziki ortalama gerçekleşmesi %59'dur.
Depremde Yıkılmış bağımsız birim ise 887.346’dır.
İktidar deprem bölgesinde vatandaşların ihtiyaçlarını gidermede çık gerilerde kalmıştır. Yaralar sarılmamıştır
Cumhurbaşkanı Hatay'da "Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma hâlinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Bak, şu anda Hatay garip kaldı. Hatay mahzun kaldı.” Demiştir.
Cumhurbaşkanı deprem bölgesinin garip kaldığını ve bunun sorumluluğun kendisinde olduğunu da itiraf etmiştir. Maalesef Hatay'lılar merkezi ve yerel yönetim arasında kalmıştır. Kayıkçı kavgasında suçlamalar yapıladursun sonuçta cefayı çeken vatandaş olmuştur.
Cumhurbaşkanının bu ifadesi maalesef felaketten koltuk kapma ihtirasıdır.
Şüphesiz depremde bu acıların bir daha yaşanmaması, oluşabilecek hasarların en aza indirilmesi için asıl önemli olan depremden önce alınacak tedbirlerin olduğu açıktır. Bu kapsamda, deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilen binalar meydana gelecek hasarı büyük ölçüde azaltmaktadır.
Ülkemizin büyük bir bölümü ciddi deprem kuşakları üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle, geçmişte yaşanan depremlerin günümüzde ve gelecekte de yaşanması kaçınılmazdır. Burada önemli olan husus; depremle yaşayabilmeyi öğrenmek, liyakat sahibi olarak denetim yapmak, toplumun geniş kesimlerinde konuyla ilgili farkındalık yaratmak, kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımızla bütünlük ve dayanışma içerisinde muhtemel depremlere hazırlıklı olmak, yapı stoklarımızı, evlerimizi ve işyerlerimizi yaşadığımız zamanın bilimsel verileri ışığında teknolojinin imkânlarını da kullanarak depreme dayanıklı şekilde inşa edebilmektir. Çünkü söz konusu insan hayatıdır ve insan hayatı her şeyden daha değerlidir. Unutmayalım ki, insanın canına kast eden deprem değil ihmaldir, tedbirsizliktir, yapılardır. Zaman geçiyor fakat acı geçmiyor. Hâlâ depremin etkilerini birçok il ve ilçede devam ediyor. Su, barınma, işsizlik sorunları had safhada. Bu sorunların ivedilikle çözülmesi tek temennimizdir.
Bu duygu ve düşüncelerle; böyle bir afetin ülkemizde bir daha yaşanmamasını temenni ediyor, depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum."dedi.