|
Tweet |
Takmaz, günümüzde devletlerin enerji kaynaklarını kontrol altında tutmayı hayati bir mesele olarak gördüğünü vurgulayarak, “Enerjiye sahip olan devlet, ticaretini ve iç ekonomik döngüsünü ayakta tutabiliyor. Bu nedenle dünya çapında yaşanan pek çok çatışmanın arka planında enerji savaşı var” dedi.
“PETROL VE ENERJİ, SAVAŞLARIN GERÇEK NEDENİ”
Venezuela, İran, Suriye, Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerde yaşanan gerilimlerin tesadüf olmadığını ifade eden Takmaz, “Bugün yaşanan küresel çatışmaların temelinde petrol, doğal gaz ve enerji hatları bulunuyor. Dünya bunu açıkça görüyor ama siyasi söylemlerle üstü örtülüyor” değerlendirmesinde bulundu.
“BORÇ SİSTEMİ VE DİJİTAL PARA ENFLASYONU DERİNLEŞTİRİYOR”
Küresel ekonomide ciddi bir borç sirkülasyonu yaşandığını dile getiren Takmaz, “Dünya genelinde dijital para ve borçlanma üzerinden yürüyen bir ekonomi var. Bu durum enflasyonu artırıyor, maliyetleri yükseltiyor ve ticari faaliyetleri zorlaştırıyor” dedi.
“DEVLETLER TEK ADAM YÖNETİMİNE EVRİLİYOR”
Yeni dünya düzeninin yalnızca ekonomik değil, siyasal bir dönüşüm de yarattığını belirten Takmaz, “Eskiden başbakanlar, bakanlar kurulları ve kolektif yönetimler vardı. Bugün ise birçok ülkede devletler tek kişi üzerinden yönetiliyor. Bunun nedeni, büyük ekonomik ve ticari anlaşmalarda bürokrasiyi azaltmak ve tek muhatapla ilerlemek istemeleri” ifadelerini kullandı.
“POPÜLİST SAĞ LİDERLİKLER YÜKSELİYOR”
Dünya genelinde sağ popülist liderlerin yükselişte olduğuna dikkat çeken Takmaz, “Bu eğilim, demokratik denge ve denetim mekanizmalarını zayıflatıyor. Güç merkezileştikçe, halkın refahı değil sermayenin çıkarı önceleniyor” dedi.
“TÜRKİYE İÇ KRİZLERLE BU KÜRESEL FIRTINAYA GİRİYOR”
Türkiye’nin hem ekonomik hem sosyal krizlerle boğuşurken bu yeni dünya düzenine yakalandığını söyleyen Takmaz, “Enerji krizi, barınma krizi, geçim krizi… İç sorunlarını çözemeyen bir ülke, küresel risklere karşı daha kırılgan hale gelir” değerlendirmesinde bulundu.
Birtan Özgün Takmaz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu tabloya karşı akılcı, kurumsal ve kamucu bir siyaset anlayışıyla Türkiye’yi yeniden güçlü bir aktör haline getirmeyi hedeflediğini belirterek, “Türkiye’nin bu yeni dünya düzeninde savrulmaması için demokrasiye, planlamaya ve sosyal devlete her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” mesajını verdi.