|
Tweet |
“KUTSAL BİR HAFIZA MEKÂNINA ŞANTİYE KURULAMAZ”
Sekasur’un sadece doğal değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın ve tarihi acıların mekânı olduğunu vurgulayan Hüseyin Yoluk, şu ifadeleri kullandı:
“1938’de yaşanan acıların tanığı olan bu topraklarda, toplu mezarların, anıtların bulunduğu bir hafıza alanında maden işletmesi kurma niyeti hangi vicdana, hangi akla sığar? Ağuçan Ocağı ve Sultan Hıdır Ocağı arasında kalan bu bölge, yalnızca doğanın değil, insanlık onurunun da korunması gereken bir alanıdır.”
“YETKİLİLERE SORUYORUZ: BU KARARIN SİYASİ VE VİCDANİ KARŞILIĞI VAR MI?”
Tunceli Valiliği’nin “ÇED gerekli değildir” kararıyla önünü açtığı bu projeye karşı yöre köylüleri ve muhtarların dava açtığını hatırlatan Yoluk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na şu soruları yöneltti:
Sekasur gibi kutsal bir bölgeye maden ruhsatı verilmesinin gerekçesi nedir?
Toplumun hafızasında travma yaratan bu alanda ekonomik kazanç için doğa ve kültür feda mı edilecektir?
Patlayıcı kullanılmayacağı iddiası güvence midir? Ruhsat sahasında denetim gerçekten mümkün olacak mıdır?
Tüm Dersim coğrafyası için koruma önerileri varken neden ısrarla maden projeleri hayata geçirilmeye çalışılıyor?
“MUNZUR’U, SEKASUR’U KİRLETEN GELECEĞİ DE KARARTIR”
CHP Tunceli Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Yoluk, doğa savunucularının, köylülerin ve çevre hukukçularının sürdürdüğü direnişe destek verdiklerini vurguladı:
“Dersim’in kutsal dağlarını, meralarını, sularını yok etmek isteyen her projeye karşı duracağız. Sekasur halkındır, hafızamızdır. Bu sessizliği delip soruyoruz: Neden her doğal alan önce maden ruhsatıyla, sonra yıkımla tanıştırılıyor? Bu proje derhal durdurulmalı, Dersim’in tümü acilen korunması gereken doğal ve kültürel miras alanı ilan edilmelidir.”