|
Tweet |
Toplumu derinden yaralayan bu vahşi olayların artık münferit olmaktan çıktığını belirten Alkan, “En çok yüreğimizi yakan, içimizi sızlatan; çocuklarımızın, kadınlarımızın hunharca katledilmesi, tacizle başlayıp ölümle sonuçlanan suçlardır. Buna bir de son yıllarda sokak çetelerinin işlediği cinayetler eklenmiştir” ifadelerini kullandı.
Narin Güran ve Ahmet Minguzzi cinayetlerini hatırlatan Alkan, bu örneklerin yaşanan vahşetin en somut göstergeleri olduğunu belirterek, hayatını kaybeden tüm çocukları ve kadınları rahmetle andı. Alkan, “İnanıyoruz ki o masum evlatlarımız sorgusuz sualsiz cennete gitmiştir. Cenab-ı Hak, annelere, babalara, kardeşlere sabır versin; o çocuklarımızı da onlara şefaatçi kılsın” dedi.
“BU SUÇLARIN KARŞILIĞI MÜEBBET OLAMAZ”
Zafer Alkan, kadınlara ve çocuklara yönelik tacizle başlayıp ölümle sonuçlanan suçlar için yıllardır aynı noktada durduklarını vurgulayarak, idam cezasının geri getirilmesi çağrısını yineledi. Bu taleplerinin sadece söylemden ibaret olmadığını hatırlatan Alkan, şu bilgileri paylaştı:
2011 yılında iki milyonun üzerinde imza ile Meclis Dilekçe Komisyonu’na başvurduklarını, aynı dönemde yaptıkları referandum çalışmalarında %97 “evet” sonucu çıktığını ve bu belgelerin hem Meclis’te hem de basın arşivlerinde mevcut olduğunu belirtti. Ayrıca 2018 yılı Ekim ayında Meclis’e sundukları anayasa değişikliği teklifinin de hâlen kayıtlı olduğunu ifade etti.
Alkan, “Bu suçların karşılığı müebbet hapis değildir. Çünkü müebbet dediğiniz şey, fiiliyatta 20–25 yıl sonra dışarı çıkmak demektir. Bir çocuğun, bir kadının hayatının bedeli bu olamaz” dedi.
“İDAM MUTLAKA GERİ GETİRİLMELİDİR”
Açıklamasının sonunda net bir çağrıda bulunan BBP’li Alkan, “Kadınlara, çocuklara yönelik bu tür vahşi suçlar için idam cezası mutlaka ama mutlaka geri getirilmelidir. Toplumu korumanın, caydırıcılığı sağlamanın ve adaleti tesis etmenin başka bir yolu kalmamıştır” ifadelerini kullandı.