Bugun...
SON DAKİKA

Çağnur Özcanlı: Her Yeni Kozmetik Trend Bilimsel Yenilik Değildir

Dermatoloji ve Kozmetoloji Uzmanı Dr. Çağnur Özcanlı, son dönemde “rejeneratif estetik”, “skin booster”, polinükleotid, PRP, biyostimülan ve eksozom gibi kavramların kozmetik dermatolojide giderek daha fazla gündeme geldiğini belirterek, yeni veya popüler bir uygulamanın otomatik olarak bilimsel açıdan kanıtlanmış, güvenli ve herkes için uygun kabul edilemeyeceğini söyledi.
facebook-paylas
 Tarih: 12-10-2026 14:34:32

Çağnur Özcanlı: Her Yeni Kozmetik Trend Bilimsel Yenilik Değildir


Kozmetik dermatolojide gerçekten umut verici yeni yaklaşımlar bulunduğunu ancak pazarlama diliyle bilimsel kanıtın birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Özcanlı, “Bir uygulamanın adının yeni olması, sosyal medyada çok konuşulması veya ‘rejeneratif’ olarak tanıtılması tek başına bilimsel üstünlük kanıtı değildir. Her yeni kozmetik trend bilimsel yenilik değildir.” dedi.

“YENİ NESİL” YAZMASI BİLİMSEL KANIT DEĞİLDİR

Kozmetik uygulamalarda “yeni nesil”, “hücresel yenilenme”, “gençlik aşısı”, “biyolojik gençleşme” ve “rejeneratif” gibi ifadelerin hastalar üzerinde güçlü bir etki oluşturabildiğine dikkat çeken Özcanlı, bu kavramların bilimsel değerlendirmeyi gölgelememesi gerektiğini söyledi.

Özcanlı şunları söyledi: “Bir tedaviyi değerlendirirken reklam cümlesine değil çalışmalara bakarız. Kaç hasta üzerinde araştırılmış? Kontrollü çalışma var mı? Sonuç ne kadar sürmüş? Yan etkiler nasıl izlenmiş? Uygulama protokolü standart mı? Uzun dönem verisi var mı? Bunlar çok daha önemli sorular.”

REJENERATİF ESTETİK ÇOK HEYECAN VERİCİ, AMA TEK BİR TEDAVİ DEĞİL

“Rejeneratif estetik” ifadesinin farklı yöntemleri aynı çatı altında toplayabildiğini belirten Özcanlı, hastaların bu kavramı tek ve standart bir tedavi gibi algılamaması gerektiğini söyledi.
Özcanlı, “PRP ile eksozom aynı şey değil. Polinükleotid ile biyostimülan aynı mekanizma üzerinden değerlendirilmez. Bunların ürünleri, uygulanma biçimleri ve bilimsel kanıt düzeyleri farklı olabilir. ‘Rejeneratif’ kelimesini gördüğümüzde bütün yöntemleri aynı kefeye koyamayız.” dedi.

POLİNÜKLEOTİDLER YÜKSELİYOR, BİLİMSEL DEĞERLENDİRME DE DEVAM EDİYOR

Son dönemin en fazla konuşulan uygulamalarından polinükleotidlerin estetik dermatolojide ilgi gördüğünü belirten Özcanlı, bu alanda yayımlanan çalışmaların dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.
2026’da yayımlanan uzman perspektifi, polinükleotidlerin cilt kalitesi, elastikiyet, hidrasyon ve bazı estetik endikasyonlardaki potansiyelini değerlendirirken; ürün seçimi, uygulama teknikleri ve hasta seçiminin önemini de ortaya koyuyor.  
Özcanlı, “Burada iki uçtan da kaçınmalıyız. ‘Yeni, kesinlikle işe yaramaz’ demek bilimsel değil; ‘Yeni ve popüler, o halde kesinlikle mucize’ demek de bilimsel değil. Veriyi takip edip hastaya dürüstçe anlatmalıyız.” dedi.

PRP YENİ DEĞİL AMA HÂLÂ ARAŞTIRILIYOR

Hastanın kendi kanından hazırlanan trombositten zengin plazmanın (PRP) uzun süredir estetik uygulamalarda kullanıldığını belirten Özcanlı, popülerliğin kanıtların sorgulanmasına engel olmaması gerektiğini söyledi.
2025’te yayımlanan sistematik bir derleme, yüz gençleştirmede PRP’yi değerlendiren dokuz klinik çalışma ve iki gözlemsel çalışmayı inceledi. Bir başka 2025 sistematik derlemesi ise PRP ve PRF için mevcut çalışmaların sonuçlarının tüm parametrelerde aynı düzeyde olmadığını ve etkinliğin halen tartışıldığını belirtti.  

Özcanlı, “Bir yöntemin yıllardır kullanılıyor olması da bütün soruların cevaplandığı anlamına gelmez. Bilim sürekli kendisini test eder. Hangi hastada, hangi protokolün, hangi sonuç açısından ne kadar etkili olduğunu sorgulamaya devam ederiz.” dedi.

EKSOZOMLAR 2026’NIN EN SICAK BAŞLIKLARINDAN

Eksozomların özellikle cilt gençleştirme, pigmentasyon, skar ve saç tedavileri bağlamında yoğun biçimde gündeme geldiğini belirten Özcanlı, bu alanın gelecek vaat etmekle birlikte henüz cevaplanması gereken önemli soruları bulunduğunu söyledi.
Nisan 2026’da yayımlanan bir dermatoloji derlemesi, preklinik araştırmalarda eksozomların dermal onarım mekanizmaları açısından potansiyel gösterdiğini ancak klinik kullanım alanı ve güvenlik profilinin henüz tam olarak tanımlanmadığını bildirdi.  

Temmuz 2026’da yayımlanan başka bir güncel çalışma da cilt gençleştirmede topikal eksozomların ticari kullanımının bilimsel kanıtların önüne geçebildiğine dikkat çekerek daha güçlü klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu ortaya koydu.  

“EKSOZOM” YAZMASI BÜTÜN ÜRÜNLERİ AYNI YAPMAZ

Özcanlı, eksozom başlığı altında sunulan ürünlerin kaynağı, üretimi, saflaştırılması, karakterizasyonu ve uygulama biçimi açısından farklılık gösterebileceğine dikkat çekti.
“Hasta ‘Eksozom yaptıracağım’ dediğinde aslında henüz yeterince ayrıntılı bir şey söylemiş olmuyor” diyen Özcanlı, “Hangi ürün? Kaynağı ne? Nasıl üretilmiş? Nasıl uygulanacak? Bununla ilgili hangi klinik veri var? Bunları bilmek gerekir.”

2025 ve 2026’daki bilimsel derlemeler de eksozom alanında üretim ve uygulama standardizasyonu ile uzun dönem verilerin geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.  

UMUT VERİCİ SONUÇ İLE KANITLANMIŞ STANDART TEDAVİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Eksozom araştırmalarında olumlu sonuçların da bulunduğunu belirten Özcanlı, bilimsel değerlendirmede olumlu verilerin küçümsenmemesi ancak sınırlılıkların da hastadan saklanmaması gerektiğini söyledi.

2026’da yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz, estetik amaçlı eksozom çalışmalarında kırışıklık, pigmentasyon, elastikiyet ve cilt dokusu gibi bazı parametrelerde iyileşmeler bildirildiğini ortaya koydu. Bununla birlikte araştırmacılar, çalışmalar arasındaki heterojenliğin ve standart olmayan protokollerin sonuçların genellenebilirliğini sınırladığını belirtti.  
Özcanlı, “Bilimsel olarak doğru cümle bazen ‘Umut verici, ancak daha fazla veriye ihtiyacımız var’ cümlesidir. Hastaya mucize sözü vermekten çok daha değerlidir.” dedi.

“KENDİ KANINDAN” OLMASI SINIRSIZ ETKİ ANLAMINA GELMEZ

PRP gibi otolog yöntemlerde “kişinin kendi kanından elde ediliyor” ifadesinin hastalarda otomatik olarak hem tamamen risksiz hem de kesin etkili olduğu algısını oluşturabildiğini belirten Özcanlı, bunun da doğru olmadığını söyledi.
Özcanlı, “Bir yöntemin kişinin kendi materyalinden hazırlanması bazı özellikler açısından avantaj sağlayabilir ancak ‘Doğal, dolayısıyla yüzde 100 etkili ve risksiz’ şeklinde bir denklem kuramayız. Tıbbi uygulamaları her zaman endikasyon, yöntem, kanıt ve güvenlik üzerinden değerlendirmeliyiz.”

SKIN BOOSTER TEK BİR ÜRÜNÜN ADI DEĞİLDİR

“Skin booster” ifadesinin hastalar tarafından belirli ve standart bir tedavinin adı gibi algılanabildiğini belirten Özcanlı, pazarlama terminolojisinin tıbbi terminolojiyle karıştırılmaması gerektiğini söyledi.
Özcanlı, “Hasta ‘Skin booster yaptırmak istiyorum’ diyebilir. Önce neyi kastettiğini anlamamız gerekir. Çünkü piyasada bu başlık altında farklı içerik ve uygulamalar konuşulabiliyor. Tedavinin adından çok içeriğini, amacını ve kişinin gerçekten buna ihtiyacı olup olmadığını değerlendirmeliyiz.”

BİYOSTİMÜLAN DOLGUYLA AYNI AMAÇLA KULLANILMAK ZORUNDA DEĞİL

Biyostimülan uygulamaların da son yıllarda giderek daha fazla konuşulduğunu belirten Özcanlı, farklı ürünlerin etki mekanizmalarının ve kullanım amaçlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Özcanlı, “Kozmetik dermatolojide ‘enjeksiyon’ kelimesini tek kategori gibi görmemeliyiz. Bir ürün doğrudan hacim sağlamak amacıyla kullanılabilirken başka bir yaklaşım doku yanıtını ve kollajen üretimini hedefleyebilir. Hastaya ne uygulandığını ve neden uygulandığını açıkça anlatmak gerekir.”

“KOLLAJEN ÜRETİMİNİ ARTIRIYOR” CÜMLESİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Kozmetik ürün ve uygulamaların tanıtımında en sık kullanılan ifadelerden birinin “kollajeni artırır” olduğunu belirten Özcanlı, biyolojik mekanizma iddiası ile hastada klinik olarak anlamlı sonuç gösterilmesinin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Özcanlı, “Laboratuvarda belirli bir biyolojik mekanizmanın gösterilmesi önemlidir. Ancak bizim hastaya soracağımız başka sorular da var: Klinik olarak ne kadar fark yaratıyor? Kaç seans gerekiyor? Etki ne kadar sürüyor? Kimlerde işe yarıyor? Yan etkileri neler? Bilim mekanizmadan klinik sonuca kadar bütün zinciri değerlendirir.” dedi.

“ÖNCESİ-SONRASI” FOTOĞRAFI BİLİMSEL ÇALIŞMA DEĞİLDİR

Sosyal medyada yeni kozmetik uygulamaların çoğunlukla çarpıcı önce-sonra görüntüleri üzerinden tanıtıldığına dikkat çeken Özcanlı, tek bir kişinin fotoğrafının tedavinin etkinliğini kanıtlamadığını vurguladı.
Özcanlı, “Işık, açı, mimik, kamera, makyaj ve görüntü işleme bile sonucu değiştirebilir. Bir uygulamanın gerçekten etkili olup olmadığını değerlendirmek için kontrollü klinik çalışmalar, objektif ölçümler ve yeterli takip süreleri çok daha değerlidir.”

YENİ TEDAVİYİ İLK YAPTIRAN OLMAK HER ZAMAN AVANTAJ DEĞİLDİR

Yeni teknolojileri takip etmenin doğal olduğunu belirten Özcanlı, hastaların “Türkiye’ye yeni geldi”, “Dünyada yeni trend” veya “Ünlüler yaptırıyor” gibi ifadeler nedeniyle acele karar vermemesi gerektiğini söyledi.
Özcanlı, “Tıpta yenilik değerlidir ama yenilik yarışı yapmak zorunda değiliz. Bazen biraz daha veri görmek, güvenlik profilini izlemek ve hangi hasta grubunda gerçekten faydalı olduğunu anlamak daha doğru olabilir.”

SOSYAL MEDYA BİLİMDEN DAHA HIZLI HAREKET EDİYOR

Bir kozmetik uygulamanın birkaç hafta içerisinde milyonlarca kişiye ulaşabildiğini ancak kaliteli klinik araştırmaların çok daha uzun zaman gerektirdiğini belirten Özcanlı, sosyal medya popülerliği ile bilimsel olgunluk arasındaki zaman farkına dikkat çekti.
Özcanlı, “Bir uygulama viral hale geldiğinde bilim insanları belki hâlâ optimal dozu, protokolü veya uzun dönem güvenliğini araştırıyor olabilir. Sosyal medyanın hızı bilimsel kanıtın hızını belirleyemez.”

“MUCİZE” KELİMESİ DUYDUĞUNUZDA BİR KEZ DAHA SORU SORUN

Kozmetik dermatolojide kesin sonuç, sıfır risk veya mucize gençleşme gibi vaatlere karşı temkinli olunması gerektiğini belirten Özcanlı, hastaların işlem öncesinde somut sorular sormasını önerdi.
Özcanlı, “Bu işlem tam olarak nedir? Benim hangi problemimi hedefliyor? Bilimsel kanıtı nedir? Alternatifleri var mı? Kaç seans gerekir? Olası yan etkileri nelerdir? Etkinin ne kadar sürmesi bekleniyor? İşlemi kim uygulayacak? Bu sorular kozmetik sağlık okuryazarlığının parçası olmalı.” dedi.

ESKİ TEDAVİ BAZEN YENİ TRENDEN DAHA DOĞRU OLABİLİR

Her hastanın en yeni uygulamaya ihtiyacı olmadığını vurgulayan Özcanlı, uzun yıllardır kullanılan ve kanıt düzeyi daha iyi bilinen bir yöntemin bazı kişiler açısından daha uygun olabileceğini söyledi.
Özcanlı, “Hekimin görevi hastasına en yeni işlemi satmak değil, en uygun yaklaşımı belirlemektir. Bazen bu yeni bir teknoloji olabilir, bazen yıllardır kullandığımız bir tedavi, bazen yalnızca doğru cilt bakımı, bazen de hiçbir kozmetik işlem yapmamak olabilir.”

ÖZCANLI: TRENDİ DEĞİL KANITI TAKİP EDELİM

Dermatoloji ve Kozmetoloji Uzmanı Dr. Çağnur Özcanlı sözlerini şöyle tamamladı:
“Rejeneratif estetik çok heyecan verici bir alan. Polinükleotidler, PRP, biyostimülanlar, eksozomlar ve gelecekte karşımıza çıkacak yeni teknolojiler dermatolojinin önemli araştırma başlıkları olmaya devam edecek. Bazılarının arkasında giderek güçlenen klinik veriler var; bazılarında ise daha büyük, daha standart ve daha uzun takipli çalışmalara ihtiyacımız sürüyor. Bunları aynı kanıt seviyesindeymiş gibi anlatamayız. Hastalarımız da bir uygulamanın sosyal medyada çok konuşulmasını bilimsel olarak kanıtlanmış olmasıyla karıştırmamalı. Yeniliğe kapımız açık olsun ama eleştirel aklımızı kapatmayalım. Kozmetik dermatolojide trendi değil kanıtı, reklamı değil bilimi, işlemi değil hastanın gerçek ihtiyacını takip edelim. Çünkü her yeni kozmetik trend bilimsel yenilik değildir.”

Etiketler

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER GÜNDEM Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI