|
Tweet |
Tümenci, artan hayat pahalılığı, derinleşen gelir adaletsizliği ve yetersiz sosyal destek mekanizmalarının, insan hakları standartlarının en temel unsurları olan barınma, beslenme, sağlık ve güvenli yaşam hakkını tehdit ettiğini belirtti. “Bir ülkede vatandaşın mutfağı yangın yeriyse, kiralar asgari ücretin üzerine çıkmışsa, emekli geçinemiyor, gençler geleceğini kuramıyorsa, burada yalnızca bir ekonomik sorun değil, açık bir insan hakları sorunu vardır” dedi.
“Bütçede Vatandaşın Değil, Faizin Yükü Hafifletiliyor”
Meclis’te devam eden bütçe görüşmelerine de değinen Tümenci, mevcut bütçe yaklaşımının toplumsal ihtiyaçlarla uyumsuz olduğunu söyledi:
“2026 bütçesinde öncelik; üretimin, istihdamın ve sosyal desteklerin güçlendirilmesi olmalıydı. Ancak görüyoruz ki bütçenin büyük bölümü faiz yüküne ayrılıyor. İnsan hakları dediğimiz kavram, önce insanın insanca yaşamasını sağlamakla başlar. Faiz yükünü değil, vatandaşın yükünü hafifletmeyen her bütçe, bugün yaşayan milyonların hakkını gözetmemektedir.”
“İnsan Hakları Samimi Bir İrade Gerektirir”
Tümenci, insan haklarının yalnızca uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlar olmadığını, hayatın her alanında uygulanması gereken devlet politikaları olduğunu belirterek çağrıda bulundu:
“Bugün 10 Aralık vesilesiyle bir kez daha söylüyoruz: İnsan haklarına saygı; özgürlükler, ifade hakkı ve adalet kadar, ekonomik güvenceyi ve sosyal refahı da kapsar. Bu nedenle bütçe, insan hakları perspektifiyle yeniden ele alınmalı; vatandaşın refahı ve onuru her türlü siyasi tartışmanın üzerinde tutulmalıdır.”
Açıklamasının sonunda Tümenci, hükümete sorumluluk çağrısını yineleyerek şu mesajı verdi:
“Milletimizin hakkını ve emeğini gözeten, gençlerin geleceğine umut veren, emeklinin yüzünü güldüren bir bütçe oluşturmak mümkündür. İnsan Hakları Günü, yalnızca bir anma değil; devletin tüm kurumlarına adalet, eşitlik ve hakkaniyet konusunda sorumluluklarını hatırlatan bir uyarıdır. Saadet Partisi olarak bu sorumluluğun takipçisi olmaya kararlıyız.”