|
Tweet |
2026’nın “seçime hazırlık yılı” olarak lanse edilmesine temkinli yaklaşan Çetinkaya, Türkiye’nin mevcut ekonomik ve demokratik koşullarının böyle bir süreci kaldıracak durumda olmadığını vurguladı.
“VAR SAYIMLARLA ÜLKE YÖNETİLMEZ”
Seçim tartışmalarının çoğunlukla varsayımlara dayandığını ifade eden Çetinkaya, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hiçbir siyasi iktidar, ekonominin bu kadar zorlandığı, vatandaşın geçim sıkıntısının bu denli derinleştiği bir ortamda seçime gitmek istemez. 2026’da her şeyin düzeleceği varsayımı üzerinden yapılan değerlendirmeler gerçekçi değildir. Varsayımlarla ülke yönetilmez.”
“EKONOMİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”
Çetinkaya, seçim atmosferinin oluşabilmesi için yalnızca ekonomik göstergelerin değil, demokratik zeminin de güçlü olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Seçime gidebilmek için sadece enflasyon, büyüme ya da bütçe rakamları yetmez. Demokrasinin bütün kurumlarıyla sağlıklı şekilde işlemesi gerekir. Hukuk, özgürlükler, toplumsal güven ve siyasi istikrar bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.”
“ÖNCE BELİRSİZLİKLER NETLEŞMELİ”
Son dönemde gündeme gelen anayasa tartışmaları ve siyasi açılımlara da dikkat çeken Çetinkaya, bu başlıkların netleşmeden seçim konuşulmasının erken olduğunu ifade etti:
“Yeni anayasa süreci, bu sürecin nereye evrileceği, halk oylamasına gidilip gidilmeyeceği gibi birçok kritik başlık belirsizliğini koruyor. Tüm bu sorular ortadayken, 2027 Kasım’ında bir erken seçim olacağı yönündeki beklentiler fazla iyimser.”
“2026 İÇİN OLUMLU EKONOMİK SİNYAL YOK”
Ekonomik görünümle ilgili teknik değerlendirmesini de paylaşan Çetinkaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“2028’de yapılması planlanan seçimlerin öne alınabilmesi için ekonomik göstergelerin çok daha somut ve ikna edici bir iyileşme göstermesi gerekir. Açık konuşmak gerekirse, 2026 yılı için ben bu yönde güçlü sinyaller göremiyorum.”