|
Tweet |
“Ortada satılan bir mal yokken vergi değerini ikiye, beşe, ona katlamak akıl dışıdır”
Çetinkaya, gayrimenkul piyasasında fiili bir satış yokken değer artışına göre vergi alınmasını ağır şekilde eleştirerek şunları söyledi:
“Bir vatandaş evini 5 milyona aldıysa, yıllar içinde piyasada bir hareket yokken o değerin 10 milyona çıkması kağıt üzerindeki bir varsayımdır. Siz bu hayali artış üzerinden vergi talep ederseniz, o vatandaşın isyan etmesi doğaldır. Emlak vergisi kira gibi yüklenemez.”
“10 kat takdir artışıyla vergi değil, ekonomik çöküş yaratılır”
Çetinkaya, takdir komisyonlarının verdiği uçuk değerler nedeniyle Türkiye’nin en büyük vergi kayıplarından biriyle karşı karşıya olduğunu belirtti:
“Bazı bölgelerde arsa ve bina değerleri 10 kata kadar çıkarıldı. Devlet, vergi değerini bu şekilde belirleyerek hem vatandaşı ezer hem de gerçek harç gelirinden mahrum kalır. Çünkü vatandaş gerçek rayiç üzerinden değil, defter değeri üzerinden işlem yapıyor. Bu da vergi kaybını büyütüyor.”
“Doğru model belli: İlk alım bedeli + yüzde 5–10 amortisman”
Çetinkaya çözümü net bir dille tarif etti:
“Gayrimenkulün vergide esas değeri, alındığı günkü gerçek alım bedelidir. Bunun üzerine yıllık makul bir artış — yüzde 5 ya da en fazla yüzde 10 — uygulanır. Eğer satış gerçekleşirse, o günkü gerçek piyasa değeri üzerinden harç alınır. İşte devletin kaybetmediği, vatandaşın ezilmediği model budur.”
“Bu vergi düzeni değişmezse Türkiye kira öder gibi vergi ödeyen bir topluma döner”
Çetinkaya son uyarısında sistemi sert sözlerle eleştirdi:
“Mevcut düzen, mülk sahiplerini cezalandırıyor. Eğer değerleme ve vergi anlayışı bu şekilde devam ederse, insanlar evlerinde oturamayacak hale gelir. Devletin görevi vatandaşını mülksüzleştirmek değil, mülkünü koruyabilecek adil bir sistem kurmaktır.”