|
Tweet |
Sınav Merkezli Yaklaşım Yerine Gelişim Odaklı Model
Öztürk, öğrencilerin yıllarca tek bir sınavın gölgesinde eğitim gördüğünü hatırlatarak, “Başarıyı tek bir gün ve tek bir testle ölçmek, çocuklarımızın yeteneklerini görmezden gelmektir. Ölçme-değerlendirme süreci, okul hayatı boyunca elde edilen kazanımları dikkate almalıdır” dedi.
Okul Öncesinden Lise Çağına Kadar Güçlü Destek
Eğitimde kalite farkını azaltmanın en etkili yolunun erken yaşlardan itibaren sürdürülen destek programları olduğunu söyleyen Öztürk, “Sağlıklı beslenme ve nitelikli okul ortamı, öğrencinin başarısının temelidir. Bu imkânlar, coğrafi konum veya aile geliri fark etmeksizin tüm çocuklara sunulmalıdır” diye konuştu.
Bölgesel Farklılıklar Eğitime Engel Olmamalı
Kayseri örneğini vererek bazı bölgelerde okulların fiziki imkanlarının yetersiz kaldığını belirten Öztürk, “Bir öğrencinin başarısı, yaşadığı yerin kaderine bağlı olmamalı. Özellikle dezavantajlı bölgelerde öğretmen dağılımı dengelenmeli ve okul altyapısı hızla iyileştirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Okullarda Güvenli İklim ve Şiddetsiz Eğitim Ortamı
Akran zorbalığının öğrencilerin ruh sağlığı ve öğrenme motivasyonu üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını dile getiren Öztürk, “Zorbalığı önlemek için yalnızca disiplin değil, aynı zamanda onarıcı rehberlik süreçleri de uygulanmalıdır. Okulun kapısından giren her çocuk kendini güvende hissetmelidir” dedi.
Teknolojiyi Eğitimde Araç Olarak Konumlandırmak
Fatih Projesi gibi girişimlerin etkili sonuçlar vermesi için altyapının ve öğretmen desteğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Öztürk, “Teknoloji, eğitimde doğru kullanılırsa büyük fırsatlar sunar; ancak yüz yüze etkileşimin yerini alamaz” değerlendirmesinde bulundu.
Elvan Öztürk, “Eğitimin rotasını adalet, kalite ve erişilebilirlik üzerine kurarsak, Türkiye’nin yarınlarını güvence altına alabiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.