|
Tweet |
Balıkçı, sınav odaklı sistemin öğrenciler üzerindeki psikolojik baskıyı artırdığını belirterek, “Çoktan seçmeli testler çocukların yeteneklerini tam olarak ölçemez. Eğitim hayatının başından itibaren öğrencinin gelişimini takip eden, becerilerini keşfeden ve yönlendiren süreç temelli bir değerlendirme sistemi hayata geçirilmelidir” dedi.
Erken Yaşta Eğitim ve Beslenme Güvencesi
Erdinç Balıkçı, dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukların 3 yaşından itibaren okul öncesi eğitime alınmasının kritik bir adım olduğunu ifade etti. “Beslenme yetersizliği hem zihinsel hem de fiziksel gelişimi doğrudan etkiler. İlkokullarda iki öğün, liselerde ise en az bir öğün devlet tarafından karşılanmalıdır” diye konuştu.
Adrese dayalı yerleştirme sisteminin mevcut haliyle eşitsizliği derinleştirdiğini belirten Balıkçı, “Eğitim kalitesi bölgeler arasında büyük farklılık gösteriyor. Öğretmen niteliği, okul donanımı ve imkanlar bakımından dezavantajlı okullar desteklenmeli, deneyimli öğretmenlerin bu bölgelerde görev alması teşvik edilmelidir” dedi.
Akran Zorbalığına Karşı Net Strateji
Okullarda artan akran zorbalığına da değinen Balıkçı, “Her okulda pedagoji bilgisine sahip güvenlik personeli bulunmalı. Zorbalık yapan öğrenciler hem rehabilite edilmeli hem de mağdurlarla aynı ortamda bırakılmamalıdır. Şiddete sıfır tolerans ilkesi tavizsiz uygulanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Dijitalleşme ve Hibrit Eğitim Vurgusu
Balıkçı, Fatih Projesi gibi dijitalleşme adımlarının sonuçlarının şeffaf biçimde ölçülmediğini belirterek, “Pandemi bize yüz yüze eğitimin önemini gösterdi. Dijital imkanlardan faydalanmalıyız ancak çocuklarımızı tamamen sanal ortama hapsedecek bir eğitim modeli kabul edilemez. Hibrit sistem, sosyal etkileşimi koruyarak uygulanmalıdır” şeklinde konuştu.
Erdinç Balıkçı, açıklamasını “Her çocuk, doğduğu andan itibaren eşit eğitim imkanlarına sahip olmalıdır. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadan hiçbir reformun başarı şansı yoktur” sözleriyle tamamladı.