![]() |
Tweet |
“Kadına Şiddet, Toplumun Temel Değerlerine Zarar Veriyor”
Kadına yönelik şiddetin, sadece bir suç değil, toplumsal değerleri yok eden büyük bir tehdit olduğunun altını çizen Hüseyin Cahit Köse, “Kadın cinayetleri, ne yazık ki ülkemizin kanayan yaralarından biri haline geldi. Ancak unutulmamalıdır ki, her bir kadın cinayeti, toplumsal yapıyı sarsan, aileleri ve toplumları derinden etkileyen bir travmadır. Bu, sadece kadının meselesi değil, tüm toplumun sorunudur. Kadına yönelik şiddet, toplumsal düzenin temellerine yapılan bir saldırıdır” dedi.
“Eğitimle Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Edilmeli”
Kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitimin en önemli araç olduğunu belirten Köse, “Eğitim, kadına yönelik şiddeti önlemenin en etkili yoludur. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları ve şiddetin yanlış olduğu bilincini aşılamak zorundayız. Bu bilinç, sadece kadını değil, tüm toplumumuzu güçlendirecek ve gelecekte şiddetin önüne geçebileceğiz. Eğitimsiz toplumlar, şiddeti normalleştirir. Kadına şiddetle mücadelede, her bireyi eğitmek, toplumun her katmanına bu mesajı iletmek çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
“Medyanın Rolü ve Sorumluluğu”
Medyanın kadın cinayetlerini ve şiddeti meşrulaştıran bir dil kullanmasını eleştiren Hüseyin Cahit Köse, “Kadına yönelik şiddet, sadece haberlerde değil, dizilerde ve filmlerde de yanlış bir şekilde normalleştirilmektedir. Şiddeti, ‘çözüm’ olarak sunmak, şiddeti kucaklamak demektir. Medyanın sorumluluğu büyüktür. Şiddet içeren sahnelerin gösterilmesi, toplumun şiddetle ilgili algısını olumsuz etkiler. Medya, kadın cinayetlerini yüceltmek yerine, şiddete karşı güçlü bir duruş sergileyerek, toplumsal farkındalık yaratmalıdır” dedi.
“İstanbul Sözleşmesi’nin Feshi, Kadın Haklarında Geriye Dönüştür”
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir geriye dönüş anlamına geldiğini söyleyen Köse, “İstanbul Sözleşmesi, kadın hakları ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için çok önemli bir adımdı. Ancak sözleşmenin feshedilmesi, şiddet mağdurlarını savunmasız bırakmak demek. Bu tür uluslararası sözleşmeler, kadınların korunması için birer güvencedir. Kadına şiddetle mücadelede toplumsal irade ne kadar güçlü olursa, o kadar etkili sonuçlar elde ederiz” diye konuştu.
“Kadınların Güvenliği İçin Toplumsal Dayanışma Zorunludur”
Son olarak, Hüseyin Cahit Köse, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca devletin değil, tüm toplumun sorumluluğu olduğunu vurguladı: “Kadına yönelik şiddetle mücadelede sadece yasalar yeterli değildir. Hep birlikte, toplumsal bir dayanışma içinde olmalıyız. Her birey, kadının hakkını savunmalı ve şiddetle mücadele etmek için el birliğiyle hareket etmelidir. Anahtar Parti olarak, kadınlarımızın daha güvenli bir hayat sürdüğü, eşit haklara sahip olduğu ve özgürce yaşadığı bir toplum için mücadelemizi sürdüreceğiz.”