|
Tweet |
Demir, yaptığı açıklamada, “OECD ülkelerinde emeğin milli gelirden aldığı pay yüzde 55, Avrupa Birliği ortalaması yüzde 70 iken, Türkiye’de bu oran yalnızca yüzde 24’tür. Bu tablo, çalışanlarımızın emeğinin karşılığını alamadığını ve üretimden elde edilen gelirin büyük kısmının dar bir kesime aktarıldığını göstermektedir. Cumhur İttifakı’nın izlediği politikalar, halkı yoksulluğa mahkûm ederken, ekonomik yükün asıl taşıyıcıları olan emekçilerin omuzlarını daha da ağırlaştırmaktadır” dedi.
“Hayat Pahalılığı Karşısında Gelirler Eridi”
Demir, son dönemde artan kira, gıda, enerji ve ulaşım maliyetlerinin, dar gelirli vatandaşların yaşamını her geçen gün daha da zorlaştırdığını belirterek, “Asgari ücret ve emekli maaşları en temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak hale gelmiştir. Enflasyon sadece fiyatları değil, halkın umutlarını da eritmektedir. İnsanlar ay sonunu getirebilmek için borçlanıyor, geleceğe dair plan yapamıyor” ifadelerini kullandı.
“Üretim Ekonomisi ve Adil Paylaşım Şart”
Ekonomik istikrarın sağlanabilmesi için üretime dayalı bir modelin zorunlu olduğuna dikkat çeken Demir, “Türkiye, ithalata bağımlı tüketim ekonomisi anlayışını terk etmelidir. Tarımda, sanayide ve teknolojide üretim artırılmalı, üreten her kesim hak ettiği payı almalıdır. Gelir dağılımında adalet sağlanmadan toplumsal refah mümkün olamaz” diye konuştu.
“Hesap, Halktan Değil Sorumlulardan Sorulmalı”
Kasım Demir, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Ekonomide yapılan yanlışların bedeli, bu politikaları belirleyenlerden sorulmalıdır. Zafer Partisi olarak biz, emeğin ve üretimin yanında, haksız kazanç ve gelir adaletsizliğinin ise karşısında duracağız. Emekçinin alın terini değersizleştiren anlayışa karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.”