|
Tweet |
Kerimoğlu, Kahramanmaraş başta olmak üzere depremden ağır yara alan illerde seçmenin verdiği oyların ahlaki bir sorumluluk taşıdığını vurgulayarak, “Aylarca enkaz başında cenazesini bekleyen, çadır bulamayan, temel ihtiyaçlara erişemeyen insanların tepkisiyle alınan oylar, kişisel hesapların konusu yapılamaz” dedi.
“BU SADECE SİYASİ DEĞİL, AHLAKİ BİR SORUMLULUKTUR”
Deprem sonrası koşullarda yapılan seçimlerin özel bir hassasiyet barındırdığını belirten Kerimoğlu, “O zor günlerde iktidara tepki göstererek oy veren insanların iradesini yok saymak, siyasetin sınırlarını aşan bir vebaldir. Bu, basit bir tercih olarak görülemez” ifadelerini kullandı.
“GEÇMİŞTE PARTİ DEĞİŞTİRMENİN BİR USULÜ VARDI”
Siyasi tarih üzerinden değerlendirme yapan Kerimoğlu, geçmişte parti değiştiren siyasetçilerin bunu kamuoyuna açık gerekçelerle ve seçmenin karşısına çıkarak yaptığını hatırlattı. “Bugün ise milletvekilleri ve belediye başkanları, kimsenin haberi olmadan, kapalı kapılar ardında karar alıyor. Bu durum siyasete duyulan güveni tamamen zedeliyor” diye konuştu.
“ŞAHSİ MENFAAT, MİLLETİN İRADESİNİN ÖNÜNE GEÇTİ”
İstifaların ve geçişlerin arka planında kişisel menfaatlerin konuşulduğunu belirten Kerimoğlu, “Artık herkes biliyor ki bu geçişler ilke değişimiyle değil, kişisel hesaplarla yapılıyor. Bu tablo, siyasette güveni dibe vurdurmuştur” değerlendirmesinde bulundu.
“BİR KİŞİ GİTTİ AMA TAHRİBAT BÜYÜK”
DEVA Partisi’ne yönelik eleştirilere de değinen Kerimoğlu, “Sayısal olarak bir kişi gitti deniyor. Ancak mesele sayı değil, temsil edilen iradedir. O iradeye katkı sunmayan, memleketine ve Meclis’e değer üretmeyen bir tutumun savunulacak hiçbir yanı yoktur” dedi.
Kerimoğlu, siyasetin yeniden itibar kazanmasının ancak şeffaflık, ilke ve seçmen iradesine sadakatle mümkün olacağını vurgulayarak, “Türkiye’nin ihtiyacı kişisel çıkarlar değil, ahlaklı ve sorumlu siyasettir” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.