|
Tweet |
‘SURİYE’YE SOKUP UKRAYNA GİBİ YALNIZ BIRAKABİLİRLER’
Akbaş, Türkiye’nin doğrudan bir çatışmanın içine çekilmesi halinde benzer senaryoların devreye sokulabileceğini vurguladı.
“Irak’a giren Amerika’nın ardından nasıl Irak çöktüyse, bugün aynı yöntemi başka ülkeler için deniyorlar. Türkiye’yi Suriye sahasına sürükleyip, sonra yalnız bırakmak isteyebilirler” ifadelerini kullandı.
KÜRESEL SAVAŞIN YENİ MERKEZİ: DEĞERLİ MADENLER
Dünya düzeninin köklü biçimde değiştiğini söyleyen Akbaş, artık enerji savaşlarının petrol değil, değerli madenler üzerinden yürütüldüğünü belirtti.
“Ege başta olmak üzere Türkiye, stratejik madenler açısından çok kritik bir ülkedir. Bu yüzden dikkatler Türkiye’nin üzerinde” dedi.
‘HAVUÇ GÖSTERİP SAVAŞA SOKUYORLAR’
Ukrayna örneğine dikkat çeken Akbaş, büyük güçlerin ülkeleri vaatlerle çatışmaya sürüklediğini ifade etti:
“Ukrayna’ya Avrupa Birliği ve NATO vaadi verildi. Sonra ne oldu? Savaşa sokuldu, ardından destek çekildi. Bugün güçlü görünen ittifaklar bile kendi içinde bölünüyor.”
LOZAN VE EGE GERÇEĞİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ
Akbaş, Lozan Antlaşması’nın açık hükümlerine rağmen Ege’de yaşanan askeri hareketliliğe dikkat çekti.
“Silahsızlandırılması gereken adalarda ciddi bir silahlanma var. Dedeağaç’ta ABD büyük bir askeri yığınak yaptı, Girit’te hava üssü kuruldu. Bunlar hukuken ve siyaseten sorgulanması gereken adımlardır” dedi.
‘TÜRKİYE HAKLARINI MASADA VE SAHADA SAVUNMALI’
Türkiye’nin refleksinin askeri acelecilik değil, güçlü diplomasi ve devlet aklı olması gerektiğini vurgulayan Akbaş şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti bekasını savunmak zorundadır. Bunun yolu savaşa sürüklenmek değil, tüm barışçı ve siyasi yolları kullanarak haklarını kararlılıkla savunmaktır.”
‘BU BİR UYARI, KORKU DEĞİL’
Açıklamasını net bir mesajla tamamlayan Akbaş,
“Bu söylediklerim bir korku dili değil, devlet aklı çağrısıdır. Türkiye’nin yeni dünya düzeninde ayakta kalması için soğukkanlı, güçlü ve bağımsız bir stratejiye ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı.