|
Tweet |
Konuşmasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine atıfta bulunan Akalın, Konut Fiyat Endeksi’nin 2025 yılı Aralık ayında yıllık yüzde 29 arttığını belirtti. Reel bazda sınırlı bir gerileme görülse de bunun vatandaşın konuta erişimini kolaylaştırmadığını dile getiren Akalın, asıl sorunun gelir artışının konut fiyatlarının çok gerisinde kalması ve finansmana erişimin zorlaşması olduğunu söyledi.
2020 yılı ile bugünkü tabloyu karşılaştıran Akalın, o dönemde net asgari ücretin 2.324 lira, ortalama metrekare konut fiyatının ise yaklaşık 3 bin lira olduğunu hatırlattı. Buna göre 100 metrekarelik bir konutun ortalama 300 bin lira seviyesinde bulunduğunu ifade eden Akalın, asgari ücretli bir çalışanın yaklaşık on yıllık geliriyle konut sahibi olabildiğini kaydetti.
2026 yılı itibarıyla ise net asgari ücretin 28.075 liraya yükselmesine rağmen büyük şehirlerde metrekare fiyatlarının 60 bin lirayı aştığını belirten Akalın, 100 metrekarelik mütevazı bir dairenin bedelinin 6 milyon liraya yaklaştığını söyledi. Bu süreçte gelirlerin yaklaşık 9,5 kat arttığını ancak konut fiyatlarının 15-16 kat yükseldiğini vurgulayan Akalın, vatandaşların artık peşinat biriktirmeyi bırakın, kira ödemekte dahi zorlandığını ifade etti.
Finansmana erişim konusuna da değinen Akalın, bankaların konut kredisi sağlıyor gibi görünmesine rağmen yüksek faiz oranları ve ekspertiz sınırlamaları nedeniyle vatandaşın krediye ulaşmakta zorlandığını söyledi. 120 ay vadeli 1 milyon liralık bir kredinin aylık taksitinin yaklaşık 30 bin liraya ulaştığını belirten Akalın, bunun birçok çalışanın maaşına denk geldiğini dile getirdi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu düzenlemelerinin de kredi kullanımını zorlaştırdığını ifade eden Akalın, konut değeri arttıkça kredi oranının düştüğünü ve vatandaşın daha yüksek peşinat bulmak zorunda kaldığını söyledi. Özellikle büyük şehirlerde orta gelirli kesimin peşinat biriktirmesinin neredeyse imkânsız hâle geldiğini belirtti.
Konuşmasının devamında konut meselesinin bir barınma hakkı sorunu olduğunu vurgulayan Akalın, öğretmenlerin, mühendislerin ve genç çiftlerin ev sahibi olamamasının toplumsal bir krize işaret ettiğini ifade etti. Konutun yatırım ve spekülasyon aracına dönüştüğünü belirten Akalın, barınma hakkının geri planda kaldığını söyledi.
İYİ Parti’nin yaklaşımını da açıklayan Akalın, dar ve orta gelirli vatandaşlar için düşük faizli ve uzun vadeli finansman modelleri oluşturulması gerektiğini, ilk konutunu alacak gençlere ve yeni evlenecek çiftlere özel destek mekanizmalarının kurulmasının önem taşıdığını belirtti. Sosyal konut üretiminin artırılması ve arsa politikalarının kamu yararı temelinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.
Akalın konuşmasını, “Ev sahibi olmayı belli bir kesimin ayrıcalığı hâline mi getireceğiz yoksa bu hakkı toplumun tamamı için erişilebilir mi kılacağız?” sorusuyla tamamladı.