|
Tweet |
SİYASET BARONUN KAPISINDAN GİRMEMELİ
Temel hak ve özgürlükleri savunmanın siyasi bir tutum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Erol, baroların kurumsal kimliği ile kişilerin siyasi görüşlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Erol, “İfade özgürlüğü, gösteri hakkı, seçme ve seçilme hakkı ile eşitlik ilkesi vatandaşlarımızın anayasal güvenceleridir. Bunları savunmak için herhangi bir siyasi partiye bağlı olmaya gerek yok. Bireylerin siyasi görüşleri olabilir ancak baronun kurumsal yapısı temel hak ve özgürlükleri korumakla sorumludur” dedi.
HAK İHLALİ RİSKİNDE SESSİZ KALMAYACAĞIZ
Baronun yalnız gerçekleşmiş hak ihlallerinde değil, hakların ihlal edilmesine yol açabilecek durumlarda da hukuki sorumluluğuyla hareket etmesi gerektiğini ifade eden Erol, tavırlarının siyasi muhalefet değil hukuki denetim anlayışıyla şekilleneceğini belirtti.
Erol, “Bir anayasal hakkın ihlal edildiğini veya ihlal riski doğduğunu gördüğümüzde buna karşı duracağız. Çünkü biz hukukçuyuz ve hukuk sistemi içerisinde hareket etmek zorundayız. Bir siyasi partinin yanında yer almak bizim için söz konusu değil. Bizim tarafımız hukuk, anayasal güvenceler ve temel hak ve özgürlüklerdir” ifadelerini kullandı.
CUMHURİYETİN HUKUK DEVLETİ İLKESİNİ SAVUNACAĞIZ
Demokratik sosyal hukuk devleti anlayışını esas aldıklarını belirten Erol, Muğla Barosu’nun temel hak ve özgürlükleri koruma konusundaki kurumsal geleneğini daha etkin hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Erol, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda hareket edeceğiz. Anayasal hakların ihlal edildiği durumlarda sessiz kalmayacağız. Ancak bunu bir siyasi partinin çizgisinde değil, hukukçu kimliğimiz ve mesleki sorumluluğumuz doğrultusunda yapacağız” dedi.