|
Tweet |
Boran, adaletin yalnızca dünya hayatındaki şartlara bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Adalet bir bütün. Her saniye, her an Allah’ın mutlak adaleti gerçekleşiyor.” dedi.
İnsanların adalet konusunda en çok sorduğu sorulardan birinin, neden bütün insanların eşit imkânlarla dünyaya gelmediği olduğunu belirten Dr. Abdulcabbar Boran, bu sorunun da cevabının Kur’ân-ı Kerim’de bulunduğunu ifade ederek, dünya hayatının ahiret hayatıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“ALLAH’IN ADALETİ NEDEN HER ZAMAN GÖRÜNÜR DEĞİL?”
“Allah’ın adaleti neden dünyada her zaman görünür şekilde gerçekleşmiyor?” sorusuna cevap veren Boran, dünya hayatının tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini, dünya hayatının ahiret hayatına hazırlık niteliğinde bir okul ve imtihan dönemi olduğunu söyledi.
Boran, Allah’ın nihai hedefinin adalet olduğunu vurgularken, adaletin önce insanın kendi iç dünyasında gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
ADALET SADECE DÜNYAYA BAKILARAK ANLAŞILAMAZ
Her an Allah’ın adaletinin gerçekleştiğini belirten Boran, insanların yaptıklarının kayıt altına alındığını ve ahiret hayatının bu dereceler üzerinden şekillendiğini söyleyerek şu açıklamada bulundu:
“Dünya hayatı, ahiret hayatıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir imtihan sürecidir. Allah’ın adaletini sadece dünya üzerinden okursanız hedefe ulaşamayız. Ahiret ve dünya hayatı üzerinden düşünmemiz lazım. “ diyen Boran, bu nedenle yalnızca dünyadaki imkân farklılıklarına bakarak adalet konusunda hüküm vermenin eksik olduğunu belirterek, Allah’ın insanın hayatını bir bütün olarak değerlendireceğini söyledi.
İnsanın yaptığı davranışların yanında niyetlerinin de önem taşıdığını ifade eden Boran, nsanın dünya hayatındaki tercihlerinin ahiret sonucunu belirlediğini anlattı.
Boran, bu noktada adalet anlayışını tek bir cümlede özetledi:
“Adalet bir bütün. Her saniye, her an Allah’ın mutlak adaleti gerçekleşiyor.”
“ALLAH ADALETİ İSTİYOR AMA İNSANIN ELİYLE GERÇEKLEŞTİRİYOR”
İnsanın fizik vücudu, nefs, ruh ve iradeden oluşan bir yapı içinde yaratıldığını belirten Boran, Allah’ın insana serbest irade verdiğine dikkat çekti. Ona göre insan, sahip olduğu cüz’i irade ile seçim yapabilen ve yaptığı seçimlerden sorumlu olan bir varlık.
Boran, insanın Allah’ın emirlerine uyması ve teslim olması halinde hayatın güvenli bir hale geleceğini ifade ederek, “Allahû Teala da adaleti istiyor ama insanın eliyle gerçekleştiriyor.” dedi.
İnsanın Allah’ın verdiği iradeyi nasıl kullandığının hayatının sonucunu belirlediğini söyleyen Boran, insanın Allah’a ulaşmayı dilemesiyle başlayan sürecin mürşide tâbiiyet, zikir ve teslimiyetle devam ettiğini anlattı.
Dr. Boran, insanların amellerinin kayda geçirildiğini belirterek şunları söyledi: Her an üzerimizde dört tane melek hayatımızı kayda alıyor. Hatayla birini öldüren biriyle taammüden öldürenin derecat sistemi çok farklı. Amel defterimize kaydoluyor ve ahiret hayatımızı bu dereceler belirliyor.”
“ADALETE ULAŞMANIN ÖN ŞARTI ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEKTİR”
Boran, insanın Allah’a ulaşmayı dilemesinin bu yolculuğun ilk adımı olduğunu söyledi. İnsan için imkânsız görünen birçok şeyin Allah için kolay olduğunu belirten Boran, en büyük günahları işlemiş bir insanın bile samimi şekilde Allah’a ulaşmayı dilemesi halinde yeni bir başlangıç yapabileceğini ifade etti.
Boran, Allah’ın insanın iradesine müdahale etmediğini; insanın kendi iradesiyle Allah’ı seçmesi gerektiğini belirtti. Şeytanın insanın nefsindeki hastalıklar üzerinden etkili olduğunu söyleyen Boran, insanın Allah’a yönelmesinin bu etkinin ortadan kalkmasının temel şartı olduğunu savundu.
Bu çerçevede “Vermek istemeseydi istemeyi vermezdi.” anlayışının da her istenilen şeyin Allah tarafından istenildiği anlamına gelmeyeceğini belirten Boran, Allah’ın emirleri ve yasakları bulunduğunu, haram olan bir isteğin Allah’tan değil, şeytanın nefse olan etkisinden kaynaklanabileceğini söyledi.
Dr. Abdulcabbar Boran sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mutluluk formülü var Allah’ın: Eûzu Besmele. Allah herkesin dünyada ve ahirette mutlu olmasını istiyor. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmak bir dilektir. Bu dilek olmadıkça Allah onun iradesine müdahale etmiyor. İradesi ile Allah’ın kanununa uyarsa, ‘Rabbim sensin, ben Senden istiyorum’ dediği anda vermemesi mümkün değil.”
“Kâinat dua üzerine kurulmuştur. ‘Duanız olmasa Allah katında ne değeriniz var?’ ‘Ya Rabbi, bir düşmanım var, bu düşmandan ben kaçıyorum, Sana sığınıyorum.’ Allah diyor ki: ‘Şu anda kulum Beni istiyor. Beni istedikten sonra ey İblis, senin Benim kulumun üzerinde bir sultanlığın yok.’”
Bu noktada Allah dostlarının insanın şeytanla olan bağını koparmasına ve Allah ile bağ kurmasına yardımcı olduğunu belirten Boran, “Öyleyse önce düşmanla aramızdaki bağı kopartmak lazım. Bir Allah dostu şöyle diyor: ‘Biz çözer, biz bağlarız; insanların şeytanla olan bağlarını çözeriz, Allah’la olan bağını bağlarız.”
“SADECE BİZE MUTLULUĞUNU YAŞAMAK KALIYOR.”
Allah’a ulaşmayı dilemenin insanın mutluluğunda belirleyici olduğunu ifade eden Boran, bu dileğin ardından Allah’ın kuluna yardım edeceğini söyledi.
“8 milyar 300 milyon insan için kesinlikle bu mutluluk formülü. Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Diyeceksiniz ki: “Allah’ım, Ben Seni çok seviyorum. Sana ulaşmayı diliyorum.” Allah diyor ki: ‘Sen dileyeceksin, geri kalanı Bana ait.’ Sadece bize mutluluğunu yaşamak kalıyor.”
“Dünyada var olan hiçbir şey insanı mutlu edemez. Mutluluğu bize sağlayan Allah. Bizi mutlu eden, Allah’ın katından gelen fazl, rahmet, salâvât nurlarıdır. Tek bir dileğin sahibi olacak. Allah göğsünden kalbine nur yolunu açacak. Ve yedi furkanın sahibi olan kişiyi Allah mürşidine ulaştıracak.”
Kâmil mürşidin insanın mutluluğuna ulaşmasında bir kılavuz olduğunu belirten Boran, Yunus Emre’nin “Gel ey kardeş, Hakk’ı bulayım dersen bir kâmil mürşide varmazsan olmaz.” dizelerine dikkat çekerek “Allah mürşidi, insanın mutluluğa ulaşmasında bir kılavuz olarak tahsis ediyor. Allah’a ulaşmayı dileyip. mürşidinize ulaşıp. nefs tezkiyesine başladığınız noktadan itibaren göreceksiniz ki negatif hiçbir şey yok. Her şey merkezinde.” dedi.
Program merak edenler için YouTube üzerinden izlenilebilmektedir: