Bugun...
SON DAKİKA

İsmet Buyruk: Bir Yılda 95 Çocuk Çalışırken Hayatını Kaybetti

Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanlığı Sosyal İşler Başkanı İsmet Buyruk, Türkiye’de giderek ağırlaşan çocuk işçiliği sorununa dikkat çekerek, “Çocuklarımız ailesinin geçimine katkı sağlayacak bir iş gücü değil, korunması gereken bir emanettir. Bir çocuğun okul sıralarında olması gerekirken ağır ve tehlikeli şartlarda çalışmak zorunda kalması, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken büyük bir sosyal adaletsizliktir” dedi.
facebook-paylas
 Tarih: 05-10-2026 18:31:00

İsmet Buyruk: Bir Yılda 95 Çocuk Çalışırken Hayatını Kaybetti


Türkiye’de çocuk işçiliğinin yalnızca çalışma hayatının değil; yoksulluğun, hayat pahalılığının, eğitimden kopuşun, kayıt dışı istihdamın ve sosyal politikaların da bir sonucu olduğunu belirten İsmet Buyruk, özellikle çocuk işçi ölümlerindeki artışın sorunun ulaştığı boyutu gözler önüne serdiğini ifade etti.

Buyruk, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 1 Eylül 2025–31 Ağustos 2026 döneminde 95 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini belirterek, “Bir önceki dönemde bu sayı 72 idi. Yani bir yıl içinde çocuk işçi ölümlerinde 23 kişilik artış yaşandı. Bu yaklaşık yüzde 32’lik bir artış demektir. Başka bir ifadeyle, ortalama olarak her ay yaklaşık 8 çocuğumuzu çalışırken kaybettik. Yaklaşık her 4 günde bir çocuk, çalışma hayatının ağır şartlarında hayatını kaybetti” diye konuştu.

“720 BİN ÇOCUK ÇALIŞIYOR”

Çocuk işçiliğinin yalnızca ölümle sonuçlanan vakalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Buyruk, sorunun çok daha geniş bir toplumsal boyuta sahip olduğunu söyledi.

Raporda yer alan TÜİK’in 2019 verilerine göre 5-17 yaş grubunda yaklaşık 720 bin çocuğun çalıştığını hatırlatan Buyruk, “Bu rakam bile meselenin büyüklüğünü göstermeye yeterlidir. Üstelik kayıt dışı çalışan, sokakta çalışan veya farklı sektörlerde görünmeyen emek biçimleri içerisinde yer alan çocukları düşündüğümüzde gerçek tablonun resmi rakamların üzerinde olabileceği ifade edilmektedir” dedi.

15-17 yaş grubundaki çocukların yaklaşık dörtte birinin işgücüne katıldığına da dikkat çeken Buyruk, “Çocuklarımızın dörtte birinin çalışma hayatının içinde bulunması, eğitim politikalarımızı ve sosyal destek mekanizmalarımızı yeniden sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Çocukların çalışma hayatına yönelmesinin arkasında çoğu zaman tercih değil, ekonomik zorunluluk bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

“ASLINDA ÇOCUKLAR DEĞİL, YOKSULLUK ÇALIŞTIRILIYOR”

Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden birinin yoksulluk olduğunu belirten İsmet Buyruk, şöyle devam etti:

“Bir aile temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa ve çocuğunun kazancına ihtiyaç duyuyorsa burada yalnızca çocuğun çalışmasını konuşamayız. Ailenin neden bu gelire muhtaç hale geldiğini de konuşmalıyız. Enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma ve işsizlik ailelerin ekonomik yükünü artırmaktadır. Bunun faturası ise çoğu zaman çocuklara çıkmaktadır.”

Buyruk, çocuk yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği olmadığını belirterek, yetersiz beslenme, eğitim materyallerine erişememe, sosyal faaliyetlerden uzaklaşma ve sağlıklı yaşam koşullarına ulaşamamanın da çocukların geleceğini etkilediğini söyledi.

“ÇOCUĞUN YERİ İŞYERİ DEĞİL, OKULDUR”

Eğitimden kopuş ile çocuk işçiliği arasında güçlü bir ilişki bulunduğuna dikkat çeken Buyruk, “Çalışmaya başlayan çocukların önemli bir bölümü eğitimini yarıda bırakıyor veya eğitimine düzensiz devam ediyor. Böylece bugün kazanılan küçük bir gelir, yarının eğitim kaybına ve daha büyük bir yoksulluk döngüsüne dönüşebiliyor” dedi.

Kayıt dışı istihdamın da çocukların korunmasını zorlaştırdığını ifade eden Buyruk, kayıt dışı çalışan çocukların iş güvenliği önlemlerinden, sosyal güvenceden ve yasal korumadan daha fazla mahrum kalabildiğini söyledi.

“95 ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ BİR İSTATİSTİK DEĞİLDİR”

Çocuk işçi ölümlerinin yalnızca bir rakam olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Buyruk, “95 sayısını bir istatistik olarak görürsek meselenin insan tarafını kaybederiz. O 95 rakamının arkasında 95 çocuk, 95 aile ve telafisi mümkün olmayan 95 hayat var” dedi.

Rapora göre çocuk işçi ölümlerinde en fazla ölüm tarım sektöründe gerçekleşirken, ağır yük taşıma, tehlikeli makineler, uzun çalışma saatleri ve kimyasal maddelere maruz kalma gibi riskler çocukların fiziksel sağlığını tehdit ediyor.

Buyruk, çocuk işçiliğinin ruhsal sonuçlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, çalışan çocuklarda depresyon, kaygı, düşük benlik saygısı, umutsuzluk ve travmatik yaşantıların daha sık görülebildiğine dikkat çekti.

“MESEM’DE ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI ÖNCELİKLİ OLMALI”

Mesleki Eğitim Merkezleri yani MESEM uygulamalarının da çocukların güvenliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Buyruk, “Mesleki eğitim elbette önemlidir. Ancak eğitim adı altında çocukların uzun çalışma sürelerine ve yeterli iş güvenliği bulunmayan koşullara maruz kalmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Çocuğun üstün yararı her türlü ekonomik beklentinin üzerinde tutulmalıdır” dedi. Raporda da MESEM öğrencilerinin iş kazaları ve çocuk ölümleri bağlamında kamuoyunda ciddi tartışmalara konu olduğu belirtiliyor.

“SOSYAL DEVLET AİLEYİ ÇALIŞTIRMAMALI, GÜÇLENDİRMELİ”

Çocuk işçiliğiyle mücadelede yalnızca işyerlerine yönelik denetimlerin yeterli olmayacağını belirten İsmet Buyruk, çözüm için çocuk yoksulluğunun azaltılması, sosyal yardımların güçlendirilmesi, okul terklerinin önlenmesi, kayıt dışı çalışmanın etkin şekilde denetlenmesi ve psikososyal desteklerin artırılması gerektiğini söyledi.

Buyruk sözlerini şöyle tamamladı:

“Saadet Partisi olarak bizim anlayışımızda çocuk emanettir. ‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ anlayışı, insanı ve aileyi ekonomik hesapların önünde tutmayı gerektirir. Ekonomi insan için vardır; insan ekonomi için değildir.

Bir ülkede çocuklar okul yerine işyerlerinde, kütüphane yerine ağır çalışma koşullarında, park yerine tehlikeli ortamlarda bulunuyorsa burada yalnızca çocuk işçiliğini değil, ekonomik ve sosyal düzenimizi de sorgulamamız gerekir.

Sosyal devletin görevi, yoksul ailelerin çocuklarını çalıştırmak zorunda kalmasını seyretmek değildir. Sosyal devletin görevi o aileyi ayağa kaldırmaktır.

Biz çocuklarımızın çalışmak zorunda olmadığı; okulda, kütüphanede, parkta ve güvenli ortamlarda büyüdüğü bir Türkiye istiyoruz. Çünkü hiçbir ekonomik gerekçe, bir çocuğun eğitiminden, sağlığından ve hayatından daha değerli değildir.”

Buyruk, çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca bugünün çocuklarını değil, Türkiye’nin geleceğini de ilgilendirdiğini belirterek, “Çocuklarımızın geleceğini korumak istiyorsak önce onların bugününü korumak zorundayız” dedi.

Etiketler

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER GÜNDEM Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI