Bugun...
SON DAKİKA

BİLMİYORSANIZ EHL-İ TEZEKKÜRE SORUN

Konca Kumkum’un hazırlayıp sunduğu Gönül Dostları programına konuk olan Beyin ve Sinir Cerrahisi Profesörü, Akademisyen ve Yazar Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın ile Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar Dr. Abdulcabbar Boran, insanın düşünce, ilim, tefekkür ve hidayet yolculuğunu ele aldı.
facebook-paylas
 Tarih: 05-10-2026 21:56:17

BİLMİYORSANIZ EHL-İ TEZEKKÜRE SORUN

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, insanın düşünmesi, fikir üretmesi ve yeni ufuklar açması gerektiğini belirtirken, Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar Dr. Abdulcabbar Boran ise insanın yaratılış gayesinin Allah’a ulaşmak ve teslimlerini tamamlamak olduğunu ifade etti. Boran, insan hayatında eğitim, güvenlik, sosyal hayat ve aile ilişkilerinin önemine dikkat çekerek, Allah’a ulaşmayı dilemenin eğitim sürecinin başlangıcı, mürşide tâbîiyetin ise güvenliğin önemli bir unsuru olduğunu belirtti.


Gönül Dostları programında konuşan Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliğin düşünmek, üretmek ve yeni ufuklar açmak olduğunu söyledi. Beynin sadece günlük ihtiyaçları karşılamak için değil, hakikati araştırmak ve fikir üretmek için yaratıldığını belirten Aydın, “Tefekkür, sadece düşünmek değil; fikir üretmek, yeni kapılar açmak ve insanlığa iz bırakmaktır” değerlendirmesinde bulundu.


Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, bilimin “neden” sorusuna değil, “nasıl” sorusuna cevap verdiğini belirterek, bilimin olayların nasıl gerçekleştiği üzerinde durduğunu ifade etti. İlmin her şeyi izah etmediğini söyleyen Aydın, “Neden?” sorusuna cevap veren yaklaşımın nas ve dogma olduğunu dile getirdi.


Kur’ân-ı Kerim’in sadece ahirete değil, dünya hayatına da rehberlik ettiğini ifade eden Aydın, “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun” emrinin her konuda işin ehline başvurulması gerektiğini gösterdiğini belirterek, insanın geçmişi değerlendirmesi, geleceği planlaması, akletmesi ve çözüm üretmesi gerektiğini söyledi.


Programda söz alan Dr. Abdulcabbar Boran ise insanın akıl, nefs ve ruh boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, hayatın Allah’ın koyduğu ölçüler çerçevesinde anlam kazandığını ifade etti.


“Tefekkür, Tezekkür ve Tedebbür”


Kur’ân’ın hayata geçirilmesi noktasında tedebbür, tezekkür ve tefekkür kavramlarının önemine dikkat çeken Boran, tefekkürün bir fikir üretmek ve sonuca ulaşmak anlamı taşıdığını söyledi. Ancak Allah’a yakınlık açısından bakıldığında tezekkürün ayrı bir önem taşıdığını ifade eden Boran, Allah dostlarının tezekkür ehli olduğunu belirtti.


Kur’ân-ı Kerîm’de insanların bilmedikleri konularda zikir ehline müracaat etmelerinin emredildiğini hatırlatan Boran, ilmin ve hikmetin ehil kimselerden öğrenilmesi gerektiğini söyledi.


“Akletmek Sadece Düşünmek Değildir”


Günümüzde akletmenin çoğu zaman sadece düşünmek olarak algılandığını belirten Boran, Kur’ân-ı Kerim’deki akletme kavramının bundan çok daha derin bir anlam taşıdığını söyledi.


Akletmenin Allah’ın davetini işitmek, değerlendirmek ve Allah ile bağlantıyı kurmak olduğunu ifade eden Boran, düşüncenin aklın ürünü olduğunu, karar organının akıl olduğunu belirterek şunları kaydetti:


“Şeytan, nefse tesir ederek yanlış kararlar alınmasına neden oluyor. İnsanların aklı şeytanın, nefsin veya Allah’ın tesirinde kalabilir.. Doğru kararlar ise Allah’ın tesiri altında alınabilir.”

 

Kalbin Nazar Ettiği Yer Allah’tır

 

İnsanların çoğu zaman dış görünüşe, soya veya dünya nimetlerine önem verdiğini belirten Boran, Allah’ın nazar ettiği yerin ise kalp olduğunu söyledi.


Allah’a giden yolculuğun gönülde başladığını ifade eden Boran, kişinin öncelikle kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesi gerektiğini belirterek, bu dileğin insanı hidayet yoluna taşıyan ilk adım olduğunu kaydetti.


Her Şey İnsan İçin, İnsan Allah İçindir


Kur’ân-ı Kerim’de insanın özel bir konuma sahip olduğunu dile getiren Boran, Allah’ın kâinattaki canlı ve cansız her şeyi insan için yarattığını, insanı ise Kendisi için yarattığını söyledi.

İnsanın Allah ile diğer bütün varlıklar arasında bir köprü olduğunu ifade eden Boran, dinin özünün Allah’a teslim olmak olduğunu belirterek, “Her şey insan için ama insan Allah içindir. İslâm, Allah’a teslim olmaktır.” dedi.


İnsanın yaratılış gayesinin Allah’a ulaşmak ve teslimlerini tamamlamak olduğunu belirten Boran, insan hayatındaki bütün unsurların da bu hedef doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.


İnsan Önce Allah’a Ulaşmayı Dilemeli


İnsan hayatında en önemli dönüm noktasının Allah’a ulaşmayı dilemek olduğunu ifade eden Boran, Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın insanlara iki yol gösterdiğini; birinin Allah’a ulaştıran hidayet yolu, diğerinin ise şeytanın yolu olduğunu söyledi.

Allah’ın insanları başıboş bırakmadığını, her dönemde onları Kendisine davet eden hidayetçiler gönderdiğini belirten Boran, kişinin bu davete icabet etmesiyle gerçek anlamda akletmeye başladığını ifade etti.


İnsanın hayatındaki eğitimin de bu noktada başladığını belirten Boran, Allah’a ulaşmayı dilemenin insanın eğitim sürecinin başlangıcı olduğunu ortaya koydu.

İnsan Allah’a ulaşmayı dilediğinde Allahû Tealâ’nın Rahîm esması tecelli ediyor. Böylece kişi Allah’a ulaşma yolunda ilerlemeye başlıyor ve Allah’ın kendisi için hazırladığı eğitim sürecine giriyor. Bu süreçte insanın nefsinin tezkiyesi ve kalbinin nurlanması gerçekleşiyor. İnsan, Allah’ın kendisi için tayin ettiği hedefe doğru ilerlerken aynı zamanda mutluluğu yaşamaya başlıyor.


Bir Dilek, Gerisini Allah Yapıyor


Allah’a ulaşmayı dilemenin insan hayatında büyük bir dönüşüm başlattığını belirten Boran, bu dileğin insanı Allah’a dost, veli ve evliya kılan sürecin başlangıcı olduğunu söyledi.

“Kâinatta en kolay şey veli olmak, Allah’a dost olmaktır. Bir dilek. Gerisini kim yapıyor? Gerisini O yapıyor, Rahîm esmasıyla.” diyen Boran, Allah’ın Rahîm esmasıyla tecelli ederek insanın Allah’a ulaşma yolculuğundaki birçok aşamayı gerçekleştirdiğini anlattı.


Rahîm esmasıyla mürşidin gösterildiğini, kalbin şartlarının oluşturulduğunu, nefsin tezkiye edildiğini ve ruhun Allah’a ulaştırıldığını ifade eden Boran, Allah’ın kulunu bütün bu süreçlerin sonunda mükâfatlandırdığını belirtti.


Allah’a Yolculuk Kılavuzsuz Olmaz


Tasavvuf yolunda mürşidin önemine de değinen Boran, fizik dünyadaki her işin bir uzmanı olduğu gibi, Allah’a ulaştıran yolculukta da bir mürşide ihtiyaç bulunduğunu söyledi.


“Mürşide ne gerek var, neden aracı ve vasıta koyuyorsun?” şeklindeki yaklaşımın Kur’ân’ın bütününe bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Boran, Kur’ân’ın bütününe tâbî olmanın önemine dikkat çekti.


İnsanın Allah’a ulaşma yolunun sırat-ı müstakim olduğunu belirten Boran, Kur’ân-ı Kerîm’de bu yola ilişkin ayetlere dikkat çekti. Yâsîn Suresi’nin 4. ayetinde Peygamber Efendimizin sırat-ı müstakim üzerinde bulunduğunu, Mü’minûn Suresi’nin 73. ayetinde Allah’a davet edildiğini ve Şûrâ Suresi’nin 52. ayetinde sırat-ı müstakime ulaştıran bir yol gösterildiğini ifade eden Boran, Sırat-ı Müstakim’in insanı Allah’a ulaştıran yol olduğunu söyledi.

Kur’ân-ı Kerim’in bilinmeyen suallerde insanı tezekkür ehline yönlendirdiğini ifade eden Boran, Allah’a ulaşma yolculuğunun sırat-ı müstakim üzerinde gerçekleştiğini ve bu yolculuğun kişinin kalbini Allah’a yöneltmesiyle başladığını belirtti.


Kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesinden sonra hacet namazını kılarak mürşidini Allah’tan sorması ve Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olması, bu yolculuğun önemli aşamalarından birini oluşturuyor.

Mürşide tâbîiyetle birlikte insanın güvenlik içerisinde Allah’a doğru ilerlediğini ifade eden
Boran, güvenliğin de insan hayatının önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çekti.


Kur’ân’ın Temel Daveti Hidayettir


Tarih boyunca gönderilen peygamberlerin ve mürşidlerin aynı daveti ulaştırdığını belirten Boran, Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan birçok ayette Allah’a davetin açık şekilde yer aldığını ifade etti.


Peygamber Efendimizin ve ona tâbi olanların insanları Allah’a çağırdığını söyleyen Boran, bütün peygamberlerin ortak görevinin insanları Allah’a ulaştıracak hidayet yoluna davet etmek olduğunu belirtti.


Allah’a ulaşmayı dilemenin insan hayatındaki en önemli kararlardan biri olduğunu ifade eden Boran, insanın Allah’ın davetine icabet etmesinin önemine dikkat çekti.


Sosyal Hayat İnsan İçin Bir Şifadır


Dünya hayatındaki ilişkilerin de insanın mutluluğunda önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koyan Boran, sosyal hayatın insan için bir şifa olduğunu ifade etti.

İnsanların birbirleriyle ilişkilerinin, bir arada yaşamalarının ve hayatı paylaşmalarının insanın mutluluğunda önemli bir yeri bulunduğuna dikkat çeken Boran, insanın çevresinden ve toplumdan bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.


Ailelerdeki Mutsuzluk İnsan Hayatını Etkiliyor


Boran’ın dikkat çektiği konulardan biri de ailelerde yaşanan mutsuzluklar oldu.

Ailenin insan hayatındaki önemine dikkat çeken Boran, aile içerisinde yaşanan mutsuzlukların insanın hayatına yansıdığını ifade etti.

İnsanların birbirleriyle olan ilişkilerinin düzelmesinin ve aile içerisinde mutluluğun yaşanmasının önemine dikkat çeken Boran, sosyal hayatın ve aile hayatının insanın mutluluğunda etken olduğunu ifade etti.


Mutluluğun Temelinde Sevgi Var


Mutlu olmak isteyenlerin hayatında sevgiye yer vermesi gerektiğini belirten Boran, sevginin kalpte yer almasının önemine dikkat çekti. Bunun da Allah’ın zikriyle mümkün olduğunu ifade eden Boran, “Allah deyin ve herkesi çok sevin ve herkesin mutluluğu için hayatta yer alın.” dedi.


Boran, insanların birbirlerinin mutluluğuna vesile olabileceğini belirterek, “Rabbimizin rahmetinden faydalanmak için dışımızdaki insanlar birer sebeptir.” ifadelerini kullandı.

 

Programın tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir.

https://www.youtube.com/watch?v=u77qmWWrvGM&t=209s

 

Etiketler

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER GÜNDEM Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI