|
Tweet |
Telkârinin Midyat’ın dünyaya açılabilecek en güçlü kültürel ve ekonomik değerlerinden biri olduğunu belirten Demirhan, “Bizim elimizde başka şehirlerin milyonlar harcayarak oluşturmaya çalıştığı bir değer var: adı, hikâyesi, ustası ve yüzyılların birikimi. Telkâriyi yalnızca Midyat’a gelen turistin aldığı bir hatıra eşyası olarak görürsek bu potansiyeli küçültmüş oluruz. Telkâriyi hatıra eşyası değil dünya markası yapmalıyız.” dedi.
BİR TELKÂRİ ÜRÜNÜNÜN ARKASINDA KAÇ SAATLİK EMEK VAR?
Telkârinin değerinin kullanılan gümüş miktarı üzerinden ölçülemeyeceğini vurgulayan Demirhan, ürünün gerçek değerinin ustalık ve emekle birlikte anlatılması gerektiğini söyledi.
Demirhan şunları söyledi: “Bir ürüne baktığımızda yalnızca kaç gram gümüş kullanıldığını sormayalım. Usta o ürünü yapmak için kaç saat çalıştı? Bu tekniği öğrenmek için kaç yılını verdi? Kaç kuşaktan gelen bir bilgi kullanılıyor? Telkârinin fiyatını yalnızca hammaddesi değil, insan emeği ve kültürel değeri belirlemelidir.”
USTAYI KAYBEDERSEK MARKAYI DA KAYBEDERİZ
Telkâri sanatının geleceğinin yeni ustaların yetişmesine bağlı olduğunu belirten Demirhan, usta-çırak ilişkisinin güçlendirilmesi ve gençlerin bu mesleğe yönelmesini sağlayacak sürdürülebilir modeller geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Demirhan, “Bugün kaç telkâri ustamız var? Bunların yaş ortalaması nedir? Kaç çırağımız yetişiyor? Beş veya on yıl sonra tezgâhın başında kim olacak? Bunları bugünden sormazsak gelecekte markasını oluşturmak istediğimiz ürünü yapacak ustayı bulamayabiliriz.” dedi.
HER USTA AYNI ZAMANDA BİR KÜLTÜR TAŞIYICISIDIR
Telkâri ustalarının bilgi ve tekniklerinin kayıt altına alınmasını öneren Demirhan, yaşayan ustaların sözlü tarih çalışmalarıyla belgelenmesini istedi.
Demirhan, “Ustamızın elindeki bilgi kitapta yazmıyor olabilir. Telin nasıl inceltileceğini, hangi motifin nasıl işlendiğini, hangi hatanın nasıl düzeltileceğini yılların deneyimiyle biliyor. Bu bilgiyi görüntülü olarak kayıt altına alalım. Bugünün ustasını geleceğin öğrencisiyle buluşturalım.” dedi.
“MİDYAT TELKÂRİ AKADEMİSİ” KURULABİLİR
Demirhan, geleneksel usta-çırak modelini modern tasarım, girişimcilik ve teknoloji eğitimleriyle buluşturacak bir yapı oluşturulmasını önerdi.
Demirhan, “Genç burada telkâri yapmayı öğrensin ama bununla yetinmesin. Ürün tasarımı, marka oluşturma, yabancı dil, e-ticaret, fotoğrafçılık ve ihracat konusunda da eğitim alsın. Ustanın el becerisiyle yeni kuşağın dünyaya erişim kabiliyetini aynı yerde buluşturalım.” dedi.
MİDYAT TELKÂRİSİNİN TAKLİDİYLE GERÇEĞİNİ AYIRABİLMELİYİZ
Midyat isminin ticari değerinin korunması gerektiğine dikkat çeken Demirhan, tüketicinin gerçek yerel üretimi anlayabileceği güvenilir bir doğrulama sisteminin değerlendirilmesini istedi.
Demirhan, “Bir ürün Midyat telkârisi adıyla satılıyorsa tüketici onun nerede ve kim tarafından üretildiğini anlayabilmeli. Midyat adını taşıyan ürünün arkasında Midyatlı ustanın emeği bulunmalı. Markalaşmanın ilk şartlarından biri güven oluşturmaktır.” ifadelerini kullandı.
HER ÜRÜNE BİR “DİJİTAL KİMLİK” VERELİM
Demirhan, geleneksel zanaatla teknolojiyi buluşturacak yenilikçi bir model önererek nitelikli telkâri ürünlerinin QR kod aracılığıyla izlenebilir hale getirilebileceğini söyledi.
Demirhan, “Müşteri ürünü aldığında telefonuyla kodu okutsun. Ürünün hangi atölyede üretildiğini, ustasının kim olduğunu, motifin hikâyesini ve yapım sürecini görebilsin. Böylece müşteri yalnızca takı satın almaz; Midyat’tan doğrulanabilir bir hikâye satın alır.” dedi.
TELKÂRİNİN PASAPORTU OLSUN
Her nitelikli ürün için üretici, malzeme ve özgünlük bilgisinin bulunduğu bir ürün sertifikası oluşturulabileceğini belirten Demirhan, bunun uluslararası pazarda da güven sağlayabileceğini söyledi.
Demirhan, “Bir telkâri ürünü Midyat’tan çıkıp Paris’e, Berlin’e veya New York’a ulaştığında yanında kimliğini de götürsün. Ustasının adı, üretildiği yer ve özgünlüğünü gösteren bilgi ürünle birlikte bulunsun. Telkârinin adeta pasaportu olsun.” dedi.
TURİST SADECE SATIN ALMASIN, TELKÂRİYİ DENEYİMLESİN
Midyat turizmiyle telkâri üretiminin daha güçlü şekilde buluşturulabileceğini belirten Demirhan, ziyaretçilerin atölyelerde üretim sürecini izleyebileceği deneyim rotalarının oluşturulmasını önerdi.
Demirhan, “Turist dükkâna girip ürünü satın alıp çıkmasın. Atölyeye girsin, ustanın teli nasıl işlediğini görsün, mümkünse küçük bir uygulamayı kendisi denesin. İnsan yapım sürecini gördüğü ürüne farklı değer verir. Midyat’tan ayrıldığında da o deneyimi anlatır.” dedi.
TELKÂRİ ROTASI MİDYAT’IN YENİ TURİZM ÜRÜNÜ OLABİLİR
Tarihi sokaklarla üretim atölyelerini birbirine bağlayan bir “Telkâri Rotası” oluşturulmasını öneren Demirhan, böylece turizm gelirinin doğrudan zanaatkâra ulaşabileceğini söyledi.
Demirhan, “Haritada ustalarımızın atölyeleri işaretlensin. Ziyaretçi tarihi yapıları gezerken üretim noktalarını da ziyaret etsin. Midyat’ın mimarisiyle zanaatını aynı turizm hikâyesinin içerisine koyalım.” dedi.
TELKÂRİ SADECE GELENEKSEL TASARIMLA SINIRLANMAMALI
Geleneksel motiflerin korunmasının yanında çağdaş tasarım anlayışının da geliştirilmesi gerektiğini belirten Demirhan, genç tasarımcılarla telkâri ustalarının ortak koleksiyonlar hazırlayabileceğini söyledi.
Demirhan, “Geleneği korumak onu dondurmak anlamına gelmez. Ustamızın tekniğiyle genç tasarımcının bakışını birleştirirsek dünyanın farklı ülkelerindeki tüketicilere hitap eden yeni koleksiyonlar ortaya çıkabilir. Kökümüz Midyat’ta kalırken pazarımız dünya olabilir.” dedi.
MİDYAT’TAN DÜNYAYA DİJİTAL VİTRİN AÇALIM
E-ticaretin telkâri üreticileri açısından büyük fırsat sunduğunu belirten Demirhan, ustaların tek başına dijital pazarlamanın bütün yükünü üstlenmek zorunda bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Demirhan, “Ustamızın işi telkâri üretmek. Ondan aynı zamanda profesyonel fotoğrafçı, sosyal medya uzmanı, yabancı dil bilen müşteri temsilcisi ve ihracat uzmanı olmasını bekleyemeyiz. Ortak dijital altyapı kurarak ustanın ürününü Türkiye’ye ve dünyaya taşımalıyız.” dedi.
GENÇLER TELKÂRİNİN DİJİTAL İHRACATÇISI OLABİLİR
Midyatlı gençlerin teknoloji ve yabancı dil bilgisinin geleneksel üretimle buluşturulabileceğini belirten Demirhan, bunun yeni bir istihdam alanı oluşturabileceğini ifade etti.
Demirhan, “Bir tarafta yıllardır telkâri yapan ustamız, diğer tarafta e-ticareti ve sosyal medyayı bilen gencimiz var. Bu iki insanı buluşturduğumuzda hem geleneksel mesleği koruruz hem gençlere yeni iş alanı açarız. Gençlerimiz Midyat’tan dünyanın dört bir yanına telkâri satabilir.” dedi.
“MİDYAT TELKÂRİ HAFTASI” DÜNYAYA AÇILABİLİR
Demirhan, telkâriyi uluslararası ölçekte tanıtacak yıllık bir organizasyon düzenlenmesini önererek, tasarımcıların, ustaların, akademisyenlerin, alıcıların ve ziyaretçilerin Midyat’ta buluşturulabileceğini söyledi.
Demirhan, “Sadece festival yapıp konser düzenlemekten söz etmiyorum. Ustaların canlı üretim yaptığı, genç tasarımcıların koleksiyonlarını sunduğu, ticari alıcıların üreticilerle görüştüğü, akademisyenlerin bu sanatın geleceğini tartıştığı bir hafta düşünelim. Midyat telkârinin uluslararası buluşma noktası olabilir.” dedi.
HEDEFİMİZ BİR GÜN “MADE IN MIDYAT” OLMALI
Telkârinin uluslararası tasarım ve mücevher pazarında Midyat ismiyle tanınmasının uzun vadeli hedef haline getirilmesini isteyen Demirhan, şehir markasının ürün markasıyla birlikte büyütülebileceğini söyledi.
Demirhan, “Dünyanın herhangi bir şehrinde biri telkâri gördüğünde aklına Midyat gelmesini hedeflemeliyiz. Nasıl bazı şehirler belirli ürünlerle bütün dünyada tanınıyorsa Midyat da telkâriyle bu bağı kurabilir. Bunun için yıllara yayılan, sabırlı ve profesyonel bir marka stratejisi gerekiyor.” dedi.
“BİR USTADAN BİR DÜNYA MARKASINA” PROGRAMI BAŞLATILABİLİR
Demirhan, ilk aşamada belirli sayıda telkâri ustasının dahil edileceği pilot bir program oluşturulmasını önerdi.
Demirhan, “Ustalarımızın ürünlerini profesyonel biçimde fotoğraflayalım, dijital kataloglarını oluşturalım, ürünlere kimlik kazandıralım, yabancı dilde hikâyelerini hazırlayalım ve uluslararası satış kanallarını deneyelim. Altı ay veya bir yıl sonra kaç ülkeye ulaştığımızı ve ustanın gelirinin nasıl değiştiğini ölçelim. Sonuç alırsak modeli büyütelim.” dedi.
DEMİRHAN: TELKÂRİNİN EN DEĞERLİ MADENİ GÜMÜŞ DEĞİL USTALIKTIR
Telkârinin ekonomik değerinin artırılmasının aynı zamanda Midyat’ın kültürel mirasının korunmasını sağlayacağını vurgulayan Demirhan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Telkârinin en değerli madeni aslında gümüş değil, ustalıktır. Çünkü gümüşü yeniden bulabilirsiniz ama kaybolan bir ustalık geleneğini geri getirmek çok daha zordur. Ustalarımızı koruyalım, gençlerimizi yetiştirelim, ürünümüzün kimliğini güvence altına alalım, tasarımcılarla buluşturalım ve dijital dünyaya taşıyalım. Midyat’a gelen turist elbette telkâri alsın ama hedefimiz bunun çok ötesinde olsun. Bir gün dünyanın başka bir ülkesindeki müşteri ‘Midyat telkârisi’ diye özellikle arasın. Midyat’ın telkârisini hatıra eşyası değil, dünya markası yapmalıyız.”