|
Tweet |
Öztürk, “Esnafımızın büyük çoğunluğu helalinden kazanmak için gece gündüz emek veriyor. Ancak birkaç kişinin daha fazla kazanç uğruna vatandaşın sağlığıyla oynamasına müsaade edilemez. Şahinbeylinin sofrasıyla oynayanın gözünün yaşına bakılmamalı” dedi.
HELAL KAZANÇ VATANDAŞIN HAKKINI KORUMAKTIR
Milli Görüş geleneğinde ticaret ahlakının önemli bir yere sahip olduğunu belirten Öztürk, gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yalnızca mevzuata karşı değil, tüketiciye karşı da sorumluluk taşıdığını ifade etti.
Öztürk şunları söyledi:
“Helal kazanç yalnızca sattığınız ürünün ne olduğuyla ilgili değildir. Eksik tartmamak, kalitesiz ürünü kaliteli diye satmamak, insan sağlığını tehlikeye atmamak ve müşterinin hakkını gözetmek de helal kazancın gereğidir. Ticaretin temelinde önce ahlak ve güven olmalıdır.”
DENETİMLER SADECE ŞİKÂYET GELİNCE YAPILMAMALI
Gıda denetimlerinin sürekli ve etkili biçimde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, vatandaşın şikâyet etmesini beklemeden riskli alanların düzenli şekilde kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.
“Kasaptan restorana, fırından markete, üretim tesisinden depoya kadar gıdanın geçtiği bütün aşamalar denetlenmelidir. Denetim yalnızca bayram öncesinde veya bir şikâyet gündeme geldiğinde yapılacak iş değildir. İnsan sağlığı 365 gün korunmalıdır.”
HİLELİ GIDAYA KARŞI TAVİZ OLMAMALI
Taklit, tağşiş, son kullanma tarihi geçmiş ürünler ve uygun olmayan saklama koşulları konusunda yaptırımların caydırıcı olması gerektiğini belirten Öztürk, kurallara uyan esnafın da haksız rekabete karşı korunmasının önemine dikkat çekti.
Öztürk, “Kurallara uygun çalışan esnafımız maliyetine katlanıyor, hijyenini sağlıyor ve vatandaşına güvenilir ürün sunuyor. Diğer tarafta kuralları çiğneyerek maliyet avantajı sağlamaya çalışan varsa burada dürüst esnafımıza karşı da haksızlık vardır. Denetim hem tüketiciyi hem namusuyla çalışan esnafı korur” dedi.
ÇOCUKLARIN TÜKETTİĞİ ÜRÜNLERDE HASSASİYET ARTIRILMALI
Özellikle okul çevreleri ve çocukların yoğun bulunduğu alanlarda satılan gıdaların güvenliğinin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Öztürk, yeni eğitim dönemi yaklaşırken denetimlerin artırılması çağrısında bulundu.
“Çocuklarımızın okul çevresinde ne yediğini ayrıca önemsemeliyiz. Kantinlerden okul çevresindeki satış noktalarına kadar hijyen, ürün içeriği ve saklama şartları düzenli şekilde kontrol edilmelidir. Bir çocuğun sağlığı söz konusu olduğunda en küçük ihmale dahi yer olmamalıdır.”
“KAZANÇ UĞRUNA İNSAN SAĞLIĞI TEHLİKEYE ATILAMAZ”
Gıda güvenliğinde ilgili kamu kurumları, belediyeler, işletmeler ve vatandaşların ortak sorumluluk taşıdığını belirten Emre Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gaziantep gastronomisiyle dünyaya örnek olmuş bir şehirdir. Bu marka değerini korumanın ilk şartı güvenilir gıdadır. İşini dürüstçe yapan esnafımızın sonuna kadar yanındayız. Ancak insanların sağlığını hiçe sayan, hileli veya sağlıksız ürün satan kim olursa olsun karşısında hukuk ve etkin denetim olmalıdır. Çünkü mesele yalnızca ticaret değil, insan sağlığıdır. Helal kazanç berekettir; vatandaşın sağlığı üzerinden elde edilen kazancın bereketi olmaz. Şahinbeylinin sofrasıyla oynayanın gözünün yaşına bakılmamalıdır.”